menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Velâyet: Ümmeti yönetme yetkisi

20 0
01.04.2026

Velayet sözlüklerde ‘dost edinmek’, ‘yardım etmek’ ve ‘yetki’ anlamlarına gelmektedir. İslam fıkhına göre velâyet, reşid bir kişinin şahsî ve malî işlerini gözetip yürütme konusunda çocuk, akıl hastası gibi ehliyet yetersizliği içindeki kişilerin yerini tutmasıdır (BakaraSuresi; Ayet: 282). İslâm hukukçularının büyük çoğunluğuna göre velâyet için dört şart vardır. Bunlar hür olmak, akıllı olmak, büluğ çağında bulunmak ve Müslüman olmaktır.

Tasavvufta velâyet, ‘dervişin Allah'ı, Allah'ın dervişi dost edinmesi’ şeklinde tanımlanır. Dervişin Allah'ı dost edinmesi, yalnız O'na kulluk etmesi ve boyun eğmesi; Allah'ın dervişi dost edinmesi ise, tüm işlerini yönetmesidir. Kurân'a göre velâyet, Allah'a inanmak, emir ve yasaklarına titiz biçimde uymak, muttaki olmak (Yunus, 63) demektir. Bu tanıma göre velâyet gerçek anlamdaki tüm müminlerin niteliğidir.

Velâyet kavramı, ‘egemenlik, yönetme etkisi ve yöneticilik’ anlamlarına  gelir: ‘Sizin dostunuz, sahibiniz, ancak Allah'tır ve Peygamberidir ve inananlar, namaz kılanlar ve rüku ederken zekat verenlerdir’ (Maide Suresi; Ayet: 55) ayetinde kavram bu anlamda kullanılmıştır.

Dolayısıyla veli ve velayet denilince ''maddi ve manevi lider, sahib, yardımcı'' anlaşılır. Bu bağlamda Müslüman çocuğun velayeti gayri müslimlere bırakılamaz ya da devredilemez. Müslüman bir hanım, gayri müslimle evlenemez.

İslam hukukunda (fıkıhta) İslam alimlerinin ortak görüşü, Müslüman bir toplumun en üst düzey yöneticisinin (imam/halife) Müslüman olması gerektiği yönündedir:  ‘Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi........

© Haber7