Doğu Akdeniz’den gelen ‘kemik sesleri’ ve Ankara’nın Riyad’dan yaptığı misilleme
Bir süre önce Ankara’da sohbet ettiğimiz üst düzey bir Türk yetkili, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin de bir tarafında yer aldığı devam eden mücadele için “En sessiz ve en sert kavga” tabirini kullanmıştı.
Sessizliğe yapılan vurgu, kapalı kapılar arkasında yürüyen pazarlıkların/çarpışmaların kamuoylarına küçük bir kısmıyla yansımasını temsil ediyor.
‘Sert’ ifadesi ise, perde arkasından gelen ‘kemik seslerini’ yansıtıyor.
Kavganın tarafları arasında süreci kendi lehlerine çevirme ve bu anlamda mesafe almak için hamleler geliyor.
Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan AK Parti Grup toplantısında bağlamı Doğu Akdeniz ve Kıbrıs olan içeriğinde sert ifadelerin bulunduğu bir açıklama yaptı.
"Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkünün hak ve hukukuna kast edilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur"
Erdoğan’ın bu açıklamayı yaptığı sıralarda Kıbrıs Rum basınında GKRY, İsrail, Yunanistan ve ABD arasında Akdeniz Enerji Merkezi kurulması için bir anlaşma yapıldığı haberleri çıktı.
Üç ülkenin Enerji Bakanları ile İsrail’in Washington büyükelçisi arasında imzalanan anlaşmanın, gelecekte yapılacak enerji işbirliği için ortak bir yol haritası geliştirme konusunda bir iyi niyet bildirgesi olduğu anlaşıldı.
Erdoğan’ın bu sert sözlerinin bağlamının Türkiye ve KKTC’yi devre dışında tutmayı amaçlayan bu türden anlaşmalara karşı olduğu belli oluyor.
Sert açıklamaların asıl muhatabı ise, taraflar arasındaki kavgada adil bir pozisyonda olması talep edilen Washington........
