Yaşasın Türk dünyasının birliği!
Türk Devletleri Teşkilatının kurulması, son çeyrek asırda atılan en önemli adımlardan biridir.
Coğrafyayı doğru okuyanlar için bu, başlı başına bir devrimdir. Ne var ki son tartışmalar, bu birlikteliğin ne anlama geldiğinin henüz yeterince kavranamadığını göstermiştir.
Cumhurbaşkanımızın stratejik bir ufukla omuzladığı bu beraberliğin önemini, kendisine destek vermesi gereken bazı kimselerin bile yeterince idrak edememesi üzücüdür.
Coğrafya bilinci yüksek olanlar, yaşadıkları coğrafyanın geleceğinde söz sahibi olur.
Coğrafya şuuru olmayanlar ise kendi topraklarında bile oyun kurmakta zorlanır.
Bir zamanlar haritaların şekillenmesinde belirleyiciydik; çünkü coğrafyayı tanıyor, onun gerektirdiği sorumlulukları üstleniyorduk.
Son yüzyılda ise savaşlar, işgaller, siyasi baskılar ve iç meseleler yüzünden tarihî sorumluluklarımızdan uzaklaştık.
Oyun kurmakta zorlandığımız gibi üzerimizde kurulan oyunları engellemekte de güçlük çektik.
Öyle dönemlerden geçtik ki Balkanlar’dan Türkistan’a kadar Türkiye’ye umut bağlayan toplulukların beklentilerine yeterince karşılık veremedik.
Kimi zaman imkânsızlıklar, kimi zaman dış baskılar, kimi zaman da ufkumuzu sınırlarımızın içine hapseden anlayışlar yüzünden yapmamız gerekenleri yapamadık.
Sürekli kendi meselelerimizle uğraşırken hem İslam dünyasına hem de Türk dünyasına yönelik kalıcı politikaları arzu edilen düzeyde geliştiremedik.
Türk Devletleri Teşkilatını bu tarihî arka plan içinde değerlendirdiğimizde, atılan adımın büyüklüğünü daha iyi anlayabiliriz.
Bu noktaya gelinmesinde Sayın Cumhurbaşkanımızın gayreti ve liderliğinin önemli bir payı vardır.
Uzun yıllar Rus baskısı altında yaşamış ve birbirine düşman edilmiş kardeş toplulukların bağımsız devletler olarak ortak bir masa etrafında buluşması bile şükür sebebidir.
Bir coğrafyada söz sahibi olmak, sürekli emek vermeyi ve sahada bulunmayı gerektirir.
Büyük devletler önce tohum eker, sonra sabırla o tohumun meyve vermesini bekler. Türkiye’nin Türk........
