menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hileli vatandaşlık dosyasında perde aralanıyor

16 0
24.09.2026

Son zamanlarda hepimiz büyük fon vurgununu konuşuyoruz.

Milyarlarca doların buharlaşmasından, 500 bine yakın yatırımcının mağduriyetinden söz ediyoruz. Bu konunun gündemin en tepesinde yer alması gayet doğal.

Ancak bu arada başka önemli operasyonlar da yapılıyor. Bunları da konuşmamız lâzım.

Bakınız, İstanbul’da yürütülen sahte vatandaşlık soruşturmasının ikinci dalgasında 30 şirkete kayyum atandı. İncelenen 734 yabancıya yönelik gayrimenkul satışının 274’ünün muvazaalı olduğu belirlendi.

Aile bireyleriyle birlikte 1.070 kişinin usulsüz yollarla Türk vatandaşlığı edindiği tespit edildi. Bunların vatandaşlıkları iptal edilecek.

Bu bilgiler, soruşturmanın ne denli önemli olduğunu anlamaya yetiyor öyle değil mi?

Burada yalnızca tapuda bedel şişirme veya sahte ekspertiz meselesi yok.

Kamuoyuna yansıyan bulgular; fiktif para hareketleri ve gerçeğe aykırı değerleme raporları üzerinden işleyen bir vatandaşlık hırsızlığını ortaya koyuyor.

Peki bu hikâye nerede başladı, neler yaşandı?

Gelin birlikte hatırlayalım.

BU HİKÂYE NASIL BAŞLADI?

Türkiye, 2017 yılında yatırım yoluyla istisnai vatandaşlık uygulamasını başlattığında taşınmaz alımı için aranan tutar 1 milyon dolardı.

Ancak 2018’de ekonomik şartlar değişti. Döviz ihtiyacı arttı.

Konut stokunun eritilmesi, inşaat sektörünün canlandırılması ve bu sektörün demirden çimentoya, mobilyadan beyaz eşyaya kadar uzanan lokomotif etkisinden yararlanılması hedeflendi.

Limit 1 milyon dolardan 250 bin dolara indirildi.

O dönemde kamuoyunda büyük tartışmalar yaşandı: “Türk vatandaşlığı sadece 250 bin dolara mı verilecekti?”

Sonrasında bu tutar bir miktar daha artırıldı ve 400 bin dolar olarak belirlendi.

Bugün taşınmaz yatırımı yoluyla Türk vatandaşlığı kazanabilmek için en az 400 bin dolar karşılığı taşınmaz edinilmesi ve bu taşınmazın tapu kaydına üç yıl satılmama şerhi konulması gerekiyor

Uygulamanın kendi içinde bir ekonomik mantığı var elbet.

Yabancı yatırımcı ülkeye döviz sağlıyor, inşaat şirketlerinin satışları artıyor, sektöre istihdam ve hareketlilik geliyor.

Mesela 2022 yılında yabancılara yapılan konut satışları oldukça başarılı bir seyir izlemiş. TUİK verilerine göre o yıl tam 67 bin 490 konut........

© Haber7