15 Temmuz’un Dış Destekleri ve Götürdükleri
Bugün 15 Temmuz 2026 Çarşamba.
Üzerinden tam on yıl geçmiş büyük ihanetin.
15 Temmuz 2016 Cuma günü yapılan kalkışmayı sadece bir iç darbe gibi algılar ve öyle yansıtırsak bu, kişisel olarak hem büyük bir hatadır, hem de tarihi bakımdan Türkiye’ye karşı kötü bir tutum olur ki, gelecek kuşaklara bunun hesabını veremeyiz.
15 Temmuz akşamı elbette bazı askerler bu kalkışmanın fitilini ateşlemişlerdir, kara, deniz ve hava kuvvetlerindeki FETÖ hainleri bu ateşlemenin asıl failleridirler fakat, bunların arkasında daha büyük, daha planlı ve daha derinlikli uluslararası hesaplar vardır.
Bugün dönüp adım, adım o günlere doğru baktığımızda Türkiye’deki 15 Temmuz kalkışmasının derinlikli bölgesel ve küresel mühendisliklerin sonucunda yapıldığını daha net görürüz.
Bu mühendislik hesabını yapanlar hem tek bir ülkeye mensup değiller, hem de gelişigüzel insanlardan oluşmuyor.
Bunlar Türkiye’yi, bölgeyi, bölgenin tarihini, bölgede yaşayan kavimleri, iklim şartlarını, ekonomik yapıları, emniyet ve askeri yapıları, bölge ülkelerinde ve Türkiye özelinde silah, uçak, helikopter, savaş gemisi ve askeri tüm birimlerin elindeki alet edevat ile askeri hiyerarşik yapıları çok iyi biliyorlar.
Emniyeti ve imkanlarını, güvenlik güçlerinin içerisinde kendilerine destek verecekleri tek tek belirlemişler.
Adalet Bakanlığına, İçişleri Bakanlığına, Savunma Bakanlığına ve İstihbarata bağlı tüm birimlerin dökümünü yapmışlar.
Ve bu planlamayı yapanların içinde son derece iyi Türkçe, Arapça, Kürtçe, Farsça, İbranice ve Ermenice bilenler var.
Birçoğunun anadillerini saymıyorum artık.
BİR TAŞLA BİRÇOK KUŞ VURACAKLARDI
Türkiye’de 15 Temmuz girişimi üzerinde uzun yıllar çalışan ve kendi hesaplarına göre o “mükemmel” planı yapanlar sadece Türkiye’nin idari mekanizmasını ele geçirmek istemediler, esasen ülkenin sosyolojisini tamamen değiştirmeyi de düşünüyorlardı.
Buna göre kalkışma mütedeyyin kesimden olmalıydı.
Ve mütedeyyin kesimden bir cemaat lideri düşünmüşlerdi.
Çeşitli kaynaklar Gülen’in doğumundan itibaren 15 Temmuz’u düşünenlerce yetiştirildiğini, bazı kaynaklar ise daha sonra dahil edildiğini yazıyorlar.
Daha sonra dahil edildiğini savunanlar, FETÖ dışında başka cemaat liderlerini denediklerini, fakat istedikleri sonucu alamadıklarını söylüyorlar.
Ancak kendisi bunu itiraf etmeyince tam olarak bilmek zor.
Benim kanaatim 1970’in sonları ile, 1980’li yıllarda FETÖ’nün bu plana kesin olarak dahil edildiği şeklindedir.
Bunu, anlamak için, Türkiye üzerine çalışan, kitap yazan ABD ve Avrupalı kişilerden, o kitapların muhtevasından ve bazı Avrupa ülkeleri ile bir Atlantik ülkesinin o yıllarda Türkiye’ye gönderdikleri büyükelçilerin kimler olduğuna bakmak yeterlidir.
Haini, mütedeyyin kesimden seçerek bir taşla birçok kuş vurmayı amaçlamalarına gelince:
1- Seçecekleri kimse seküler kesimden olsaydı arkasında binlerce bağlısı ve ne yazık ki, bağımlısı olamazdı. Dolayısıyla mütedeyyin kesimden seçerek daha çok genç insana ulaşmayı hedeflemişlerdi.
2- Böylece ailelerinden kopardıkları bu gençleri, istedikleri şekilde yönlendirerek Türkiye’nin kurumlarına........
