Epstein’in karanlık labirentinde kaybolan adalet
Amerika tarihinin en karanlık pedofili skandalıyla ilgili gelişmeler, her geçen gün küresel gündemi sarsmaya devam ediyor.
Yüzlerce reşit olmayan mağduru fuhuşa zorlayan Jeffrey Epstein dosyasıyla ilgili ABD Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan 3 milyondan fazla yeni belge, 2 bin video ve yaklaşık 180 bin görsel, skandala yeni bir boyut kazandırdı.
New York’taki Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’nde 2019 yılında ölü olarak bulunan, etik çöküşün kolektif sembolü hâline gelen Epstein’le ilgili her yeni belge, beraberinde yeni sis perdelerini de getiriyor.
Açıklanan belgelerde en çarpıcı bölümlerden biri, prenslik unvanı elinden alınan Andrew Mountbatten Windsor’la ilgili yeni iddialar ve bir mağdur kadınla uygunsuz görsellerden oluşuyor.
Belgelerde, Epstein’le Buckingham Sarayı’nda gerçekleştiği öne sürülen “fazla mahrem” akşam yemeği, “26 yaşındaki Rus bir kadın” teklifi ve 2010 yılında Royal Lodge’da yaşandığı iddia edilen bir cinsel ilişki yer alıyor.
Ayrıca belgeler; Epstein’in İsveç, Norveç ve Danimarka kraliyet üyeleriyle temaslara dair bilgileri de içeriyor.
Son Epstein belgeleri, teknoloji devleri Elon Musk ve Bill Gates’in Epstein’la temaslarını yeniden tartışmanın merkezine taşıyor.
Skandalla bağlantısını defalarca reddeden Musk’ın, Epstein’ın adasındaki “en çılgın partinin” zamanını sorduğu e-postaların ortaya çıkması dikkat çekiyor. Musk, adaya gitmediğini söylese de farklı tarihlere yayılan yazışmalar ve fotoğraflar, inkâr ile temas arasındaki çelişkiyi büyütüyor.
Microsoft’un kurucusu Bill Gates cephesinde ise belgeler, Epstein’in kendi iç yazışmalarında Rus kadınlardan bulaşan cinsel hastalık iddiası ve eşiyle yaşanan evlilik krizini gündeme getiriyor.
Epstein yazışmaları, dosyanın küresel güç merkezlerine uzandığını gösteriyor: Putin’in olası halefi olarak anılan İlya Ponomarev’e ilişkin mesajlar, Howard Lutnick’le Karayipler’de planlanan gizli buluşmalar ve Avrupa’dan Asya’ya uzanan siyasi bağlantılara dair iddialar belgelerde yer alıyor.
Slovakya’da Başbakanın Dış İlişkiler Danışmanı Miroslav Lajcak’ın istifası, Hindistan Başbakanı Narendra Modi hakkında kayda geçen İsrail ifadeleri ve New York Belediye Başkanı Mamdani’nin annesine uzanan temaslar, ağın ne denli geniş olduğunu gözler önüne seriyor.
Epstein’in Türkiye Hattı
Son Epstein belgelerinde Türkiye, turizm ile iş dünyasının temas ve etki hattı olarak konumlandığını gösteriyor.
Belgelerde, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun isminin temas arayışı bağlamında geçtiği, ancak içeriğe ve sonuca dair netlik bulunmadığı belirtiliyor. İddiaları yalanlayan Davutoğlu cephesi ise bu e postaların habersiz ve provokatif olduğunu açıkladı.
Robert Koleji Yönetim Kurulu Üyesi Landon Thomas Jr.’ın Epstein’e gönderdiği Türkiye karşıtı yazışmalar ise Epstein’in ideolojik ve politik fonlama ağlarında aracı rolünü açığa çıkarıyor.
İş insanı Fettah Tamince’nin sahip olduğu Antalya–Rixos Otel hattının, Epstein’in kirli ağı için lojistik bir zemin olarak kullanıldığı iddiaları da belgelerde yer alıyor.
İhlas Holding Genel Müdürü Ahmet Mücahit Ören ile Epstein’in suç ortağı Ghislaine Maxwell arasındaki yazışmaların yanı sıra, mimar Deniz Mete ve daha önce tarihi eser kaçakçılığı iddialarıyla gündeme gelen Ayşegül Tecimer’in isimleri de dosyada öne çıkıyor.
Buarada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyuna yansıyan son belgeler doğrultusunda çocuk istismarı ve fuhuş ağı kurmakla suçlanan Jeffrey Epstein’le ilgili Türkiye bağlantılarını incelemeye aldı.
Ayrıca Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin iddiaların yer aldığı belgelerde ise medya, iş dünyası ve Orta Doğu merkezli jeopolitik yazışmalar dikkat çekiyor.
Açıklanan tüm belgelere rağmen Epstein dosyası, hukukun nasıl işlemediğinin; kirli elit düzeninin nasıl korunduğunun puslu aynası........
