Hesaplaşmadan arınma olmaz
Toplumların yükselişi yalnızca ekonomik güçle veya teknolojik ilerlemelerle ölçülmez. Asıl yükseliş, bireylerin ve toplumun kalp, vicdan ve davranışlarında olan ahlakladır. Helali ve haramı unutan ve adaleti bir kenara bırakan toplumlarda hırsızlık, rüşvet, hukuksuzluk ve namussuzluk o toplumda normal bir davranış haline gelir ve o toplumu ifsat ederek yaygınlaşır. Bu özenilecek bir durum değil, üzülecek ve utanılacak bir durumdur. BU toplumsal bir kokuşma ve çöküşün habercisidir.
Ahlak yalnızca dini bir emir değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanıdır. Yunus Emre: “Mal da yalan, mülk de yalan; var biraz da sen oyalan.” Sokrates: “Erdem, ruhun güzelliğidir.” Nietzsche: “Ahlak, topluluğu korumanın aracıdır.” Diyerek ahlaka vurgu yapar.
Bir toplumda helaller unutulduğunda, haramlar normalleşir. Dürüstlük terk edilip çıkarlar yüceltildiğinde, güven duygusu ortadan kalkar. Güvenin olmadığı yerde ise ne ne huzur, ne barış, ne de gerçek ahlaktan bir iz kalmaz. Toplumun en büyük hazinesi olan insanların ahlakı bozulur. Böylece toplumsal yozlaşma, yabancılaşma, çürüme ve kokuşma başlar ve o toplum tüm güzel özellikleri kaybeder.
Ahlakın korunması, sadece bireysel bir sorumluluk değil; toplumsal bir zorunluluktur. Çocuklara dürüstlüğü miras bırakmak, gençlere namusu, adalet ve ahlakı örnek göstermek, geleceğin sağlam temeller üzerine kurulmasını sağlar.
Hırsızlığı sanat sayan değil; dürüstlüğü en büyük........
