menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kuriş ve Kuytul cevap versin

24 0
24.08.2026

Alihan Kuriş’ten sonra Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul da tutuklandı.

Samimi olarak söylemem gerekirse, asla sevinç duymadım.

Nasıl sevinç duyabilirim ki? 

Matiz isimli eşcinselliği savunan şarkıcı bozuntularının propagandaları, ilahiyat profesörlerinin çocukları tarafından bize yapılırken.

Müftü çocukları, sırf Erdoğan kendilerine iltifatta bulunmadı diye Ayasofya Camisi’nin ibadete açılmasına bile kulp takıyorlarsa.

Bir yandan bize dindarlık satmaya kalkan dindar gruplar, bir yandan da dindarları gerici olarak yaftalayanlarla kol kola girebiliyorlarsa. 

Kur’an öğretimine hayatını adayan bir cemaatin başına bir şekilde geçen isim, edindiği mal varlığını izah edemiyorsa.

Bizim bu gelişmelerden sevinç duymamız nasıl mümkün olabilir.

“Kullandığım cep telefonu yok” diyen dini grup liderlerinin, bir başkasının adına daimi olarak kullandığı cep telefonu ortaya çıkıyorsa. Bir Müslümanın böyle yalanlar söylemesinden, biz nasıl sevinç duyabiliriz ki.

Veya Alparslan Kuytul için konuşacak olursak; neyi gizliyorlar ki bağlantılı derneklerindeki bilgisayarların hard disklerini söküyorlar? Ne olacağını zannediyorlar? Hard diskleri sökünce söyledikleri yalanlar millet tarafından gerçek gibi mi kabul edilecek? Yapılanın, Müslümanlığa güvenin sarsılmasından başka bir şey olmadığını uzun uzun izah mı etmemiz lazım.

Kaldı ki “Şu cemaate operasyon düzenleniyor, bu cemaate operasyon düzenleniyor” algısı oluşturmak için eleştiriler getiren ve son bir hafta içinde tutuklanan iki isme de sormak istiyorum: 

Dünkü Cumhuriyet gazetesinin manşeti “Devlet ibadet dayatamaz” şeklindeydi. 

Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul’a tek kelimelik itiraz getirmeyen, cumhurbaşkanlığı seçiminde de bu iki ismin karşı çıktığı Tayyip Erdoğan’ı devirmek isteyen Cumhuriyet gazetesi, bu başlığı niçin atıyor?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat’ta yayımladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” adlı genelgeye karşı, Laiklik Meclisi üyesi N.T. ve U.T. adlı velileri, yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’da dava açmışlar.

Veliler açtıkları davanın “hiç kimsenin bireysel inanç ve ibadet özgürlüğünü yerine getirmemesine yönelik bir talep içermiyor” vurgusu ile hazırlandığını belirtmişler. Sonuçta istedikleri; devletin inanç ve ibadet alanında tarafsız kalması, kamusal hizmetlerin sağlanmasında ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütülmesinde devletin tüm inanç gruplarına karşı eşit mesafede (tarafsız) durması ve eğitimin demokratik, laik ve bilimsel temellerden uzaklaştırılmaması imiş.

Ne güzel de,........

© Haber7