Yanlışa Alışanların Hikâyesi! Biz Nerede Yanlış Yaptık?
Sünen-i Tirmizî'de nakledilen aşağıdaki hadîs-i şerifi okurken doğrusu irkildim. Çünkü okuduğum satırlar, sadece İsrailoğullarının ibret dolu geçmişini anlatmıyordu. Adeta bugün yaşadığımız hayatı, yavaş yavaş kaybettiğimiz hassasiyetleri ve farkına varmadan içine sürüklendiğimiz sessiz çöküşü gözlerimin önüne seriyordu.
Uzun zamandır kendi kendime aynı acı soruyu soruyordum.
Neden o eski heyecanımızı kaybettik?
Neden bir zamanlar haksızlık karşısında titreyen o yürekler bugün sessizleşti?
Neden yanlışı gördüğümüzde içimiz sızlıyor ama dilimiz mühürleniyor?
Neden kötülük artık bizi eskisi kadar rahatsız etmiyor?
İşte o anda anladım ki, bu soruların cevabı bugünün kısır tartışmalarında değil; Resûlullah Efendimizin on dört asır önce mübarek dudaklarından dökülen o büyük uyarıda saklıymış.
Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur:
"İsrailoğullarının bozulma süreci şu şekilde başladı: Biri diğerine rastlar ve 'Ey adam! Allah'tan kork ve yaptığın yanlıştan vazgeç. Çünkü bu sana helâl değildir.' derdi. Ertesi gün onunla tekrar karşılaştığında, dün onu uyardığı hâlde, onunla birlikte yiyip içmesine, aynı sofrada oturup kalkmasına engel olmazdı. Onlar bunu yapınca Allah, onların kalplerini birbirine benzeştirdi."
Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz Mâide Suresi 78-80. âyetlerini okudu
“İsrailoğullarından inkâr edenler, Dâvûd ve Meryem oğlu Îsâ'nın diliyle lânetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendir. Onlar, işledikleri kötülüklerden birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun ki yaptıkları ne kötüdür! Onlardan birçoğunun inkâr edenleri dost edindiklerini görürsün...”
Ardından şöyle buyurdu:
"Hayır! Allah'a yemin ederim ki ya iyiliği emredecek, kötülükten sakındıracak, zalimin elini tutup zulme engel olacak ve onu hakka sımsıkı bağlayacaksınız; ya da Allah kalplerinizi birbirine benzetir ve onları lânetlediği gibi sizi de lânetler."
Şimdi dikkat edin. Resûlullah Efendimiz, İsrailoğullarının bozulma sürecini anlatırken meselenin bir gecede büyük günahlarla başlamadığını haber veriyor. Çöküş; bir insanın kardeşini uyarması, ardından da o yanlışla arasına mesafe koymayıp aynı hayatı paylaşmaya devam etmesiyle başlıyor.
İşte çöküş, tam o ortak sofrada, o ilk tavizle başlıyor.
Kalpler birbirine benzemeye başlıyor
Ne kadar sarsıcı, ne kadar derin bir ifade...
Çünkü insan,........
