menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’yi savaşa çekmek isteyen kirli oyun

39 0
11.03.2026

Kıymetli kardeşlerim,

Hep söyleriz, dilden dile aktarırız ya; tarih dediğimiz o koca hazine, sadece tozlu raflarda unutulmuş, yaşanmış bitmiş hadiselerin kuru bir dökümü değildir. Aslında tarih, bugün attığımız her adımda önümüzü görelim, ayağımıza dolanacak taşları fark edelim diye Rabb’imizin önümüze koyduğu dev bir aynadır. Eğer biz o aynaya bakmayı bilmezsek, o aynadan ders çıkaramazsak; dün atalarımızın önüne hangi çukurları kazdılarsa, bugün bizim önümüze de aynı tuzakları kurarlar.

Bakın şöyle bir etrafınıza; yine aynı bayat senaryolar, yine o bildiğimiz kirli eller iş başında... Dün kalemle, kağıtla, el ilanlarıyla yapılan o sinsi propagandalar, bugün cebimizdeki telefonlardan, sosyal medya ekranlarından ruhumuza sızmaya, kalplerimizi bulandırmaya çalışıyor.

Daha üzerinden birkaç gün bile geçmedi, bir iddia attılar ortaya: Güya İran, Türkiye’ye balistik füzeler fırlatmış! Sosyal medya bir anda yangın yerine döndü, sanki birileri düğmeye basmış gibi her kafadan bir ses, her ekrandan bir kışkırtma fışkırdı. İran tarafı çıktı, "Bizim böyle bir şeyden haberimiz yok, yalan" dedi. Bizim devletimizden de iddiayı doğrulayan tek bir kelam gelmedi. Peki, şimdi eğri oturalım doğru konuşalım: Füzeler İran’dan fırlatıldı yalanı nereden çıktı?

Füzeleri kim ve neden ülkemize yönlendirdi?

Bu "İran Türkiye’yi vurdu" yaygarasını koparanların asıl derdi neydi?

Mesele ne füzeydi, ne de gerçek bir saldırı... Mesele, Türkiye gibi bu coğrafyanın direği olan bir devleti, o karanlık ateşin, o dipsiz bataklığın tam ortasına çekmekti. Bizi bir provokasyon tezgahıyla, kendi evlatlarımızı başkalarının kirli savaşlarına yakıt yapmaya zorlamaktı. Ama hesap etmedikleri bir şey var; bu milletin bin yıllık feraseti, o yalan sisini dağıtıp atmayı bilir evvelAllah.

“Savaşı Temenni Etmeyiniz” Diyen Bir Rehberimiz Var!

İşte tam da bu puslu havalarda, zihinlerin karıştığı, nefislerin kabardığı şu günlerde; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) o sarsılmaz ölçüsü kulağımıza küpe, gönlümüze rehber olmalı. Canımızdan aziz bildiğimiz Efendimiz şöyle buyuruyor:

“Düşmanla karşılaşmayı, yani savaşı asla temenni etmeyiniz; Allah’tan her daim afiyet (huzur ve barış) dileyiniz. Fakat... Eğer ki düşmanla karşılaşırsanız, savaş kapınıza dayanırsa da sabrediniz, yerinizden........

© Haber Vakti