menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Filistin’de Çözüm Belli, Tek Devlet!

28 0
21.04.2026

​Tarih sadece kütüphane raflarını süsleyen bir hatıra defteri değildir. O, her anımızı denetleyen gizli bir hakem ve geleceğin puslu yollarında önümüzü görmeyi sağlayan bir şuur aynasıdır. Filistin meselesi de işte böylesi bir imtihandır.

Bu dava sadece bir coğrafyanın mülkiyet kavgası değil, topyekûn insanlığın vicdanının ve İslam ümmetinin ferasetinin sınandığı bir haysiyet davasıdır.

Bugün Gazze’de ve Kudüs’te şahitlik ettiğimiz vahşet, bir gecede filizlenmiş bir kriz değildir. Bu durum, genlerine bozgunculuk ile fitne işlemiş bir zihniyetin asırlara yayılan ahde vefasızlık ve zulüm zincirinin son halkasıdır.

​Tarihin Emaneti ve İhanetin Karakteri!

​Gelin tarihin sayfalarını samimiyetle aralayalım. 1492 yılında İspanya’da Engizisyon işkenceleri altında inleyen Yahudilere kim sahip çıktı? Onları ölümün pençesinden kim çekip aldı? Elbette ecdadımız Osmanlı... Sultan II. Bayezid Han gemiler göndererek o günün mazlumlarını, bugünün ise zalimlerini selâmete erdirdi. “Bunlar İspanya’nın kaybı, bizim zenginliğimizdir” diyerek kapıları açtı. Çünkü bizim medeniyetimiz "mazluma dinini, dilini veya ırkını sormazdı." Yine 20. yüzyılda Nazi zulmünden kaçanlara sığınak olan yine bu toprakların vicdanıydı.

​Ancak ne hazindir ki kendilerine en zor zamanda kapı açanlara ihanet etmek bu Siyonist zihniyetin değişmez bir karakteridir. Kur’an-ı Kerim onların bu genetikleşmiş vefasızlığını bizlere şöyle haber verir.

​"Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir." (Enfâl 8/56)

​Dün kendilerine uzanan o şefkat elini tutanlar bugün o elin sahibini boğmaya çalışıyor. Misafirlik kanlı bir ev sahipliğine, sığınma talebi ise vahşi bir işgale dönüştü. Karşımızda kendi peygamberlerini dahi katledecek........

© Haber Vakti