menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni Suriye yönetimine bakışlar ve bakamayışlar

27 0
06.07.2025

Geçtiğimiz yılın 8 Aralık tarihi gerek Suriye gerekse diğer bölge ülkeleri için kayıtlara unutulmaz bir dönüm noktası olarak geçti. Suriye devrimi “Arap Baharı” olarak isimlendirilen sürecin en acılı, en uzun ve en ağır adımlarından biri olarak hedefine ulaştı ve ülke yeniden Suriyelilerin yurdu olduğu günlere döndü.

O günden bu yana defalarca yaptığım ziyaretlerde her seferinde sokaklardaki sevincin ve heyecanın arttığına, fertlerin duyguları kadar toplumun da kendine geldiğine adım adım şahitlik ettim. Her seferinde işlerin biraz daha yoluna girdiğini sevinerek gördüm.

Genel geçer dünya standartlarında müreffeh bir ülke olma yolunda hızla ilerleyen Suriye Arap Cumhuriyeti, devrimin sahipleri olan halkın beklentilerine cevap verebilmek için tüm kurumları ile yeniden ayağa kalkmaya ve bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Bu süreç ne kadar sürer ne gibi duraklamalar ya da aksaklıklar olur, hesaplanan ve hesapta olmayan ne gibi gelişmeler bu süreci hızlandırır ya da yavaşlatır şu an bilemiyoruz. Yaşayarak göreceğiz inşallah.

Ancak ilginç bir şekilde İslami camiada bu devrime bakışlarda bazı bakamayış halleri göze çarpıyor. Bunları ana hatlarıyla ele almaya çalışalım.

Bunlardan ilki sabık Nusayri yönetiminin en önemli destekçisi, hamisi ve celladı olan İran ve onun politik duruşunu körü körüne tasdik eden ve destek olanların duruşu. Bunlara göre devrim onların işgalini sonlandırdığı ve İran’ın bölgedeki yayılma politikalarını sekteye uğrattığı için zaten düşman olarak algılanıyor.

Kısaca İrancılar olarak tanımladığımız yerli birkaç parti ve cemaat çevreleri de bu minvalde İran’ın gerçeklerine iman ettikleri için sorgusuz ve akılsız bir bakış açısıyla onaylamaktan ve yeni yönetime saldırmaktan, hakaret etmekten, iftira atmaktan geri kalmıyorlar.

Bunların güç ve uluhiyetine kesin olarak iman ettikleri siyonistlerin ve büyük şeytan ya da bakış açıları ile büyük tanrı ABD’nin onay ve yol vermesi olmadan böyle bir şey olamazdı. Olduysa kesin onların eli vardır. Başka bir ihtimale kafalarında yer olmadığından hemen hepsi yeni yönetimi Siyonist ya da Abd oyunu diye isimlendirip kenara çekiliyorlar.

İran’ın ve İrancıların içlerinde ukde olarak kalan bu ağır yenilginin onlarda travma sebebi olması normal sayılabilir. Dile kolay, kırk yıllık “Şii Hilali” adı altında kurguladıkları Pers İmparatorluğunu yeninde diriltme planları bozuldu. İsrail’e komşu Suriye’de tüm askeri varlıkları ile yerleştikleri yıllarda tek kurşun atmadıkları için çizilen karizmalarını toplamaları ve İsrail’e vurabilecek tek ülke pozisyonunu yeniden elde etmeleri kolay olmadı.

Geçtiğimiz hafta yaşanan savaş fragmanı ile her iki taraf imaj tazeledi. İsrail yeniden küresel mağduru oynamayı başardı ve destek topladı. İran ise yeniden Siyonizm’le savaşan kahraman rolünü oynadı ve alkış topladı. Bu kısa savaşta her iki taraf da hedeflerine ulaştıkları için kazanan da her iki taraf oldu. Kaybeden ise yine Gazze…

Türkiye’deki İrancıların Suriye düşmanlığında İranlıları bile geride bırakacak kadar alçalmaları ise ayrı bir çalışma konusu. Bu kadar aşkla şevkle savundukları bir rejimin hükmü altında yaşamak istemeyecek kadar samimi olmaları da........

© Haber Vakti