menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kânûni, Mimarbaşı Acem Ali ve Yavuz Selim Camisi. Temel atma 17 Mayıs 1521

17 0
21.05.2026

Kânûni, Mimarbaşı Acem Ali ve Yavuz Selim Camisi. Temel atma 17 Mayıs 1521

İstanbul’un fethi üzerinden 67 yıl, Fâtih’in vefâtı üzerinden ise 40 yıl, 3 ay, 27 gün geçmiştir.. 27 Nisan 1495’te Trabzon’da doğan Kânûnî Sultân Süleyman, babası Yavuz’un vefâtı üzerine 30 Eylül 1520’de İstanbul’da tahta çıktığında 25 yaşını 4 ay, 25 gün geçiyordu. Dört bir yana gönderilen saray özel görevlileri Sultân Süleyman’ın tahta geçtiği haberini dünya devletlerine duyurdu.

Bunlardan birisi de Macaristan’a giden Divân Çavuşlarından tam özel yetkili Behrâm Çavuştu. Fakat Türk Elçisi Behrâm Çavuş’un Macar Kralı II. Layoş’un emriyle şehid edilerek, kesilen kulakları yeni hükümdar Sultân Süleyman’a tehdit amaçlı gönderilmesi hem bardağı taşırmış, hem de İtalya ile İran’a rahat bir nefes aldırmıştı. Demek ki ilk sefer kendilerine değil, Macaristan’a yapılacaktı.

Öyle de oldu. Türk Hâkânı 1521 baharında hareket edilecek şekilde sefer emrini verdi. Hedefte, Türk topraklarına 30 km. mesafede bulunan ve daha önce yapılan üç kuşatmada da alınamayan, Sırpların azınlıkta yaşadığı Macarların yenilmez kalesi Belgrad vardı.

Ancak ondan önce babası Yavuz Selim’in sağlığında niyet edip yaptıramadığı camisini, vefât ettiği için de aynı zamanda türbesinin yapımına başlanılması gerekiyordu. Bununla ilgili tahta oturur oturmaz gerekli talimatını vermiş, hazırlıklar da başlamıştı.

Yavuz Sultan Selim, Çorlu’nun Sırt köyünde vefatından sonra İstanbul’a getirilmiş ve Fâtih Camii’inde Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi tarafından kıldırılan cenâze namazı sonrası Çukurbostan yanındaki yerine defnedilmişti. Caminin yapılacağı yerde burasıydı. Haliç’e en yakın olan tepedir.

Bu yer tâ babası zamanında belirlenmiş, mimarbaşının “Nasıl bir câmi istersiniz Sûltân’ım” diye Yavuz Sûltân Selim Hân’a sorduğu zaman, gösterişsiz sâde ve mütevâziliği ile bilinen Yavuz, “Dört duvar bir kubbe bize yeter” demişti. Bunun aksi bir yapı mimarın kellesinin gitmesi demek olduğundan planlarda direksiz, sütunsuz dört duvar bir kubbe şeklinde ona göre yapılmıştı.

(Yavuz gerçekten de bir gün çok şatafatlı göz kamaştırıcı elbiselerle huzuruna gelen genç oğlu Şehzâde Süleyman’a, “Süleyman bu ne haldir annene giyecek bir şey bırakmamışsın” diye tepki göstermesi gösterişe ne denli karşı olduğunu ortay koymaktadır.)

Baharla birlikte sefer ayı olarak bilinen Mayıs’ta hazırlanıldığı üzere Belgrad’ın fethi için yola çıkılacaktı. Ancak önce temel atma işi vardı. Temel atma için mübârek gün olması sebebiyle cuma........

© Haber Vakti