menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ekranların foseptik kanalları ya da küresel ifsadın dijital tahliye hattı

26 0
17.03.2026

Zihin, tıpkı bir toprak gibidir; neyi ekersen onu biçersin. Ancak bugün insanoğlu, tarihinin en büyük "zihinsel kirliliğiyle" ve en sistemli saldırısıyla karşı karşıya kalmış durumdadır. Televizyon ekranları ve akıllı cihazların parlayan pikselleri, artık masum birer bilgi kaynağı veya masum birer iletişim aracı olmaktan tamamen çıkmış; küresel bir merkezden pompalanan, maddi ve manevi değerlerimizi hedef alan devasa bir foseptik kanalına dönüşmüş durumdadır. İnsanı insan kılan temel vasfın "doğru düşünme melekesi" olduğunu iyi biliyoruz fakat bugün karşımızda, tam da bu melekeyi felç etmek, insanı muhakeme yeteneğinden yoksun bırakmak ve onu sadece dürtüleriyle hareket eden bir varlığa indirgemek üzere kurgulanmış batı kaynaklı devasa bir ifsat endüstrisi bulunmaktadır.

Eğlence adı altında evlerin en mahrem köşelerine kadar sızan gündüz kuşağı programları, aile mahremiyetini adeta bir kadavra gibi toplumun önüne atıp hunharca parçalamaktadır. Toplumun en küçük ama en sağlam kalesi, sığınağı ve çekirdeği olan aile birimi; bu kanallardan oluk oluk akan haysiyet kırıcı itiraflar, çarpık ilişkiler ve reyting uğruna meşrulaştırılan ahlaksızlıklarla temelinden göz göre göre sarsılmaktadır. Bu durum sadece basit bir yayıncılık tercihi veya ticari bir rekabet meselesi değildir; bu, doğrudan insan fıtratına, yaratılış gayesine ve toplumsal dokuya açılmış sistemli, planlı bir tahriptir. Başlangıçta toplumun şiddetle yadırgadığı bu çirkinlikler, ekranların hipnotik etkisi ve tekrarın gücüyle zamanla bir ülfet perdesine bürünmekte; zihinlerdeki doğru ve yanlış cetveli bizzat bu ekranlar eliyle eğilip bükülmektedir. Anne, baba ve çocuk arasındaki o insani bağ, birer ucuz tartışma malzemesine indirgenerek yok edilmektedir.

İnternet dünyasında ise durum, televizyondan çok daha vahim ve kontrolsüz bir boyuta evrilmiştir. "Özgürlük" kavramı; artık her türlü rezilliğin, iftiranın, dezenformasyonun ve kutsal değerlere saldırının arkasına saklandığı bir dokunulmazlık zırhı halindedir. Hakiki özgürlük; insanın kendi iradesiyle hayra yönelmesi, tekâmül etmesi ve güzel fiillerin önündeki engellerin kaldırılması, başkasının hukukuna riayet etmesiyken, bugünün dijital dünyası bu kavramı mahremiyeti ayaklar altına almanın ve en düşük nefsi arzuları ilahlaştırmanın bir kılıfı yapmıştır. Algoritmalar, insanın en zayıf damarları olan nefsanî arzuları, merakı, kibri ve "beğenilme" tutkusunu kullanarak bireyi ekran karşısında sabitlemekte, onu iradesiz bir veri nesnesine dönüştürmektedir. İnfluencer adı verilen modern zaman figürleri üzerinden pazarlanan sahte cennetler; gençlerimize emek harcamadan kazanmayı, ter dökmeden meşhur olmayı ve hiçbir değer üretmeden sınırsızca tüketmeyi bir başarı hikâyesi olarak sunmaktadır. Maddi değerlerin yegâne ölçü birimi yapıldığı bu dijital mecralar, ruhun muhtaç olduğu manevi gıdayı kuruturken, yerini derin bir yalnızlık, kronik bir tatminsizlik ve........

© Haber Vakti