menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilal Erdoğan ne demek istedi?

32 0
17.01.2026

''İslamcı'' bir kadronun yönettiği memleketimizde ne yaşadıysak bir millet olarak hep beraber yaşadık.
Zorlu badirelerden birlikte geçtik!
Dünya görüşü ve siyasi duruşu ne olursa olsun bu millet fedakârdır!
Namusu bildiği bayrağına, toprağına, ekmeğine, suyuna, tuzuna sahip çıkar! Ve çıkmıştır! Bunu defaatle ispatta etmiştir!
Eksiğimiz, hatamız yok mu? Tabi ki var!
Tüm açmazlarımızla, kabiliyet ve zaaflarımızla; içeride ve dışarıda bazen koşar adım bazen mehteran usulü yolaldık!
En son Şam'a, Halep kalesine o nazlı alsancağın dikilmesi kolay mı oldu?
Tabi ki hayır!
Dün; DEAŞ/IŞİD tehtidiyle El Bab'a, El Kaide tehtidiyle İDLİB'e, PKK-YPG tehtidiyle Sincar'a, Barzani referandumuyla Kerkük, Erbil, Süleymaniye'ye konuşlanıp kök salarken; Zeytin Dalı'ndan Barış Pınarlarına oradan Fırat Kalkanı'na, Pençe-Kilit'e zorlu ama çok zorlu bir yürüyüş gerçekleştirdik. Ne şehidler verdik! Bedeller ödedik!
Bizi, Siyonist aparatı ''DEŞ'i desteklemek, silah ve savaşçı temin etmekle'' suçlayanlar; çelikten bir kıskaca almaya çalışsalarda onlara cevabımız gecikmemişti.
Merkezi Paris'te bulunan (Çimento, agrega, beton, çatı malzemeleri olmak üzere dört ana faaliyet alanı bulunan) LaFarge adlı Fransız çimento şirketinin, Suriye'de İŞİD'e ve YPG/PKK'ya bol sıfırlı para yardımı yaptığı yetmezmiş gibi tüneller ve sığınaklar inşa etmesi ifşa edilince; Le Figaro ve La Depeche gazeteleri, DEAŞ'ın sözde lideri Ebu Hüseyin el Kureyşi'nin (Türk İstihbaratı tarafından) Suriye'de etkisiz hâle getirildiğini (1 mayıs 2023'te) manşetlerine taşımak zorunda kalıyorlardı.
Bizi, kıskaca almak istedikleri her mevzide varolmak ve kurulan tuzakları bozmak, ancak yüzlerce yıllık kökleri olan bir aklın/azmin başarabileceği bir kabiliyetti!
Irak, Suriye hattının ötesinde kader birliği yaptığımız İran halkının selametide bizim için önemliydi.
Güneyimizde oluşacak bir kaosa tahammülü olmayan bizlerin, doğumuzda ki bir yangına asla tahammüllü olamazdı çünkü.

İran üzerinden sistemize edilmeye çalışılan derin plan Türkiye ve İran'ı savaştırmak üzerineydi!
Persi/Sasani derin İran'la, İsfehan merkezli Mizrahi, Parsim (kripto) Yahudi İran bir olmuşlar; Horasani/Selmani İran'a tuzak kurmuşlardı. İsfehan merkezli kripto yahudilerden (kara sarıklı/cübbeli molla görünümlülerden) oluşan bir kısım İran'lı p(m)aşalar küreselcilerle anlaşmışlar, Türkiye ve Milli/Selmani İran'ın, çatışmamazlık üzerine kurdukları Kasr-ı Şirin'in (1629) namusunu korumak için direnmelerinden rahatsız olmuşlardı.
Bizi birbirimizle savaştırma stratejilerine karşı her iki mevzinin kök hücreleri büyük fedakarlıklar gösterdi.
Halen gösteriyorlar!
İçimizde ki kripto ''gizli'' yahudi/sabetaist/Fetöcü Türkiye, bu çatışma olsun diye elinden geleni ardına koymamıştı!
Irak'ta, Suriye'de, İran'da ve cennet vatanda kanlı planları hayata geçirmek için kursaklarında (müslümanı müslümana kırdırma) hevesleri besleyenler tabi ki boş durmadılar, durmayacaklar da!
1 Mart teskeresini bu perspektiften bir kez daha düşünmek yerinde olmaz mı?
Hele de bir İran-Türkiye savaşı!?

Yakın geçmişte bu plana karşı verdiğimiz cevap çok net olmuştu!
26 Ağustos 2016'ta açılışını yaptığımız dünyanın en yüksek asma köprüsünün adını YAVUZ SULTAN SELİM koyanlar bu kaos planına; o derin/kripto İran üzerinden şer merkezlerine cevap vermekle kalmamışlar, 15 temmuz'dan 40 gün sonra bu isimle köprüyü açarken sadece bir mühendislik harikasını boğaza sermemişlerdi!
O gün dünyanın en yüksek asma köprüsüne, bize tuzak kuranların, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlerin;........

© Haber Vakti