Hürmüz, Aden derken!...
Bu konuda belki 40 kez yazdım, konuştum. Ama birileri hamaset peşinde idi; “yaptık, yapıyoruz, yapacağız” derken geldiğimiz nokta ortada: Yemen işgal ediliyor. Kızıldeniz artık bir Siyon gölü. Yakında, ABD’nin Panama’yı, Grönland’ı istediği gibi İsrail de Sina’yı ve Süveyş’i isteyebilir.
Bizde de daha yenilerde, Ruslar İstanbul Boğazı’nın Karadeniz çıkışında risk oluşturmasın diye, bir zamanlar “Haçlı ittifakı” dediğimiz NATO’ya, Boğaz’ın Karadeniz çıkışında Asya yakasında kolordu seviyesinde bir deniz üssü, Avrupa yakasında da karada bir tugay izni verdik. Rusya’yı gösterip NATO’yu Boğaz’ımıza sapladılar. ABD şimdi bölge için “Irak’tan çekildik” derken 10.000 kişilik bir görev gücü ile yeni bir uçak gemisi gönderiyor.
Somali ile ilgili ne hayallerimiz, projelerimiz vardı! Gelinen noktada Libya, Bosna, Irak, Suriye gibi orası da üçe bölündü.
Bölgede ilginç şeyler oluyor. Daha geçen hafta Netanyahu, MOSSAD’ın düzenlediği bir toplantı için Abu Dabi’de idi. BAE dışında Suudiler, Fas, Libya, Ürdün, Katar, Mısır, Kuveyt, Bahreyn ve Umman da masada idi (?). Gündem: İsrail’in varlık güvenliğinin korunması, Ortadoğu barışı, İran, Hürmüz, Aden ve Yemen’deki İsrail karşıtı güçlerin sindirilmesi.
Beklendiği gibi oldu. Sadece Husiler (Ensarullah) değil, bölgedeki diğer Müslüman unsurlar da sindiriliyor. Dün BAE’nin lejyonerleri Husilere karşı savaşıyordu; bugün bu Blackwater lejyonerleri Yemenli aşiretlerle birlik olmuş durumda ve Husilerin, İsrail’e karşı direnen Müslüman unsurların tasfiyesi hedefleniyor. Operasyona ABD, İngiltere, Fransa, tabii İsrail; Suudi Arabistan şemsiyesi altında da BAE, Bahreyn, Kuveyt, Pakistan gibi ülkeler dolaylı olarak destek veriyor. Yani Yemen’de bir darbe gerçekleştiriliyor. İsrail’le uyumlu bir iktidarın işbaşına getirilmesi hedefleniyor.
Netanyahu ile Abu Dabi’deki buluşmanın ardından, uçak kaçırma girişimi olarak gösterime sokulan acemice, hatta komik, çakma bir saldırı; tıpkı 11 Eylül’ün Irak’ın işgaline giden yolu açması gibi, Yemen’e saldırının bahanesi olacaktı, ama buna da gerek kalmadı. Aslında minareyi çalmaya hazırlananlar kılıfını önceden hazırlamışlardı. Tam da 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı’nın yıl dönümü haftasında saldırdılar. Biliyorsunuz, BAE de 7 Ekim’deki Hamas saldırısı konusunda MOSSAD’ı uyarmıştı! Daha önce bir de Mekke Deklarasyonu hazırlanmıştı. Bununla da yetinmediler; buna ek olarak Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı öncülüğünde, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı çevresinde güvenliği sağlama bahanesiyle “Genişletilmiş Deniz/Savunma Koalisyonu” adı altında oluşturulan deniz koalisyonuna 41 ülkenin temsilcisi katılmıştı.
Hatırlayın, Mekke Deklarasyonu’ndan önce de “Gazze Barış Koalisyonu” adıyla, Trump’ın başkanlığında, Tony Blair’in koordinatörlüğünde, Kushner-Dahlan senaryosunu yazan Habadçı Kushner’in danışmanlığında 22 ülkenin katılımıyla bir koalisyon oluşturulmuştu. Bu arada bu koalisyon da, BAE’den kalkıp İsrail’e giden uçak misali, tam bir komediye döndü tabii. Ve bizim hâlâ o yapıda ne işimiz var, ne bekliyoruz, bilmiyorum. Bu koalisyonda ABD’nin hemen yanında BOP eş başkanı olarak Türkiye var. Tabii koalisyonda İsrail de var. Diğer ülkelere gelince: Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, BAE, Azerbaycan, Kazakistan, Fas, Arnavutluk, Ermenistan, Bahreyn, Macaristan, Arjantin, Bulgaristan, El Salvador, Belarus, Vietnam...
Dedim ya, Aden’den Süveyş’e Kızıldeniz’i işgal etmeye hazırlanıyorlar. Kızıldeniz’in Afrika sahilinde Mısır, Sudan, Eritre ve Cibuti var. Cibuti İsrail’e karşı, Eritre İsrail’e yakın. Cibuti, çoğunluğu Müslüman olan, Arap Birliği üyesi bir ülke. İsrail’i resmi olarak........
