menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Allah(cc) bizden ne istiyor?

307 0
previous day

Vel asr! Bu kısacık sure’nin anlamını okuyup, üzerinde uzun boylu düşünmemiz gerek! Topyekun kurtulacak bir halk, bir topluluk, bir cemaat yok. Ya da belli bir zamanda, belli bir coğrafyada yaşayanlar, belli bir ırk da yok böyle. Firavun’un sarayında doğup-büyüyüp Cennete gidecek olanlar da var, Peygamber evinde doğup büyüyüp Cehenneme gidecekler de. Fırka-i Naciye, Yani kurtuluşa erenler topluluğu belli bir mezhep, tarikat ya da millet değil, Allah’a (cc), resulü’ne (sav), kitaba iman edip, o ölçülere uygun bir hayat yaşayanlar, hangi mezhep ya da tarikattan olurlarsa olsunlar, fırka-i naciye’dendirler. Hangi ırktan olurlarsa olsun, derilerinin rengi ne olursa olsun, cinsiyetleri de öyle.

İnsanlar genellikle, geçim ve can korkusundan kurtulunca, servet, iktidar sevdası ile , nefsinin heva ve hevesleri peşinde koşmuşlar.. Ah o insanlar, ne cahil, ne zalim, ne kan dökücü! Yaratan, yarattığı insanı meziyetleri, üstünlükleri dışında şöyle tanımlıyor; ki, bu denklemde yoldan çıkanlar, “Galu bela zamanında, “elestü bezmi”ndeki ahide’ vefa göstermeyenler, gösterenlerden kat kat fazladır. Bizim “vatandaş, seçmen, Siyasetçi, Bürokrat, Hakim, Gazeteci, İş adamı, ilahiyatçı, sanatçı fark etmez. Her kesimde az ya da çok her çeşit insan vardır” dediklerimiz de bunlardır aslında. Eğer bu genele bakıp “Aziz bir vatandaşlar topluluğunu kast ediyorsanız yanılırsınız. İnsan “Allah’ın (cc) rızasının tecellisinin vesilesi” olan bir kişi ise o “ekmeli- mahlukat, eşref-i mahlukat, zübde-i kainat”tır. Değilse “Belhum adal”. “Vel asr” diye başlayan sure, aslında genel olarak insan topluluğunun bu açıdan oranını gösterir bize. Oran dehşet verici. Kurtuluşa erenler, yani “Fırka-i Naciye” istisna olarak sayılıyor. İman edenler, amel-i salih olanlar, sabredenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna herkes hüsrandadır.

Kur’an’da insanın zaaflarını ve olumsuz yönlerini anlatan çeşitli sıfat ve nitelemelerde bulunulur. Bunların bir kısmı insanın yaratılıştan taşıdığı üstünlükler ve zaaflarını, bir kısmı ise insanın yanlış tercihlerine işaret eder. Bu söyleyen, İnsanı yaratan Allah’tır. (cc) Zalûm (Çok zulmeden, haksızlık etmeye yatkın).“Gerçekten o çok zalim ve çok cahildir.” (Ahzâb 72), Cehûl (Çok cahil, bilgisiz). Aynı ayette: “zalûmen cehûlâ” şeklinde geçer. Mecûl / cehûl gibi ifadelerle insanın bilmediği şeylerde aceleci davranması ve sorumluluk yükünü gerektiği gibi kavrayamaması da anlatılır. Özellikle (Ahzâb 72) bu açıdan dikkat çekicidir. Helû‘ (Aşırı kaygılı, sıkıntıya (dayanıksız, hırslı), “Şüphesiz insan pek hırslı ve sabırsız yaratılmıştır.” (Meâric 19.) Cezû‘ (Başına kötülük geldiğinde paniğe kapılan, feryat eden) (Meâric 20). Menû‘ (Kendisine nimet geldiğinde paylaşmayan, cimrilik eden) (Meâric 21). Kefûr (Nankör, nimeti inkâr eden. (İsrâ 67, Hac 66). Ketur (Nimete karşı nankörlük eden); Kur’an-ı kerim’de insanın nimet karşısındaki nankörlüğü çok sık ve tekrar tekrar vurgulanır. Katr (Cimri, eli sıkı. “İnsan zaten çok cimridir.” anlamındaki ifade İsrâ 100. Acul (Aceleci). “İnsan aceleci yaratılmıştır.” (İsrâ 11). Zalîm Haksızlık eden, zulmeden. İnsanların kendi nefislerine zulmetmeleri de Kur’an’da sıkça anlatılır. (Bakara 57)’de olduğu gibi. (Ahzâb 72)’de ise İnsan “çok zalim ve çok cahil” olarak nitelenir. Kaffâr Çokça inkâr eden/nankörlük eden. Mesela (İbrahim 34) bağlamında insanın nimetlere karşı nankörlüğü. Yûs (Ümitsizliğe düşen). “İnsan hayır istemekten usanmaz; fakat kendisine kötülük dokununca ümitsizliğe düşer.” ( Fussilet 49.) Kenûd (Nankör, nimetleri görmezden gelen).“Şüphesiz insan Rabbine karşı çok nankördür.” (Âdiyât 6.) Za‘îf (Zayıf). “İnsan zayıf yaratılmıştır.” (Nisâ 28). “Kan dökücü” meselesi”ne gelince bu ifade doğrudan insanın sıfatı olarak kullanılmaz. (Bakara 30)'da melekler, insanın yeryüzünde “fesat çıkaracak ve kan dökecek” olmasını sorarlar: “Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” Bu ayet insanın........

© Haber Vakti