Yapısal aşınma
Bazı değişimler vardır ki, bir anda olmaz. Ne büyük bir kırılma sesi duyarsınız ne de tek bir olayla fark edersiniz. Sessizce, yavaş yavaş, adeta gündelik hayatın içine sızarak ilerler. İşte “yapısal aşınma” tam da böyle bir süreci anlatır. En basit haliyle, bir toplumun, ekonominin ya da kurumların temel dayanaklarının zaman içinde zayıflaması, eski işleyiş gücünü kaybetmesi demektir. Ama bu tanım kuru kalır; çünkü mesele aslında insanların hayatına dokunan çok daha somut bir gerçektir.
Bugün sokakta konuşulanlara, iş yerindeki sohbetlere, gençlerin gelecek planlarına ya da emeklilerin günlük hesaplarına baktığımızda bu aşınmanın izlerini görmek zor değil. İnsanlar çoğu zaman “eskiden böyle değildi” diye başlayan cümleler kuruyorsa, orada sadece nostalji yoktur; aynı zamanda bir yapısal dönüşümün hissedilen etkisi vardır.
Yapısal aşınma, en çok kendini güven duygusunda gösterir. İnsanlar geleceğe daha temkinli bakmaya başlar. Uzun vadeli plan yapmak zorlaşır. Çünkü sistemin sunduğu öngörülebilirlik azalır. Eğitimden istihdama, üretimden gelir dağılımına kadar birçok alanda belirsizlik arttıkça, bireyler de kendi küçük dünyalarına çekilir. Büyük resme olan inanç zayıflar.
Ekonomik tarafına bakıldığında, bu aşınma en net şekilde gelir dağılımındaki bozulma, orta sınıfın daralması ve alım gücünün zayıflamasıyla kendini gösterir. İnsanlar çalışır, üretir, emek verir ama buna rağmen hayat standardını korumakta zorlanır. Bu durum sadece rakamlarla anlatılabilecek bir şey değildir; market sepetinin küçülmesinde, ertelenen ihtiyaçlarda, vazgeçilen hayallerde görünür........
