Ekonomide düşünmeden karar vermeyi normalleştirmek
Son yıllarda ekonomide en çok dikkat çeken durumlardan biri, insanların kararlarını giderek daha hızlı, daha düşünmeden ve çoğu zaman da “mecbur kalmış gibi” vermeye başlamasıdır. Alışverişten borçlanmaya, yatırım yapmaktan günlük harcamalara kadar pek çok alanda “biraz düşüneyim” cümlesi yerini “hemen halletmem lazım” düşüncesine bırakmış durumda. Asıl sorun ise bunun artık istisna değil, yavaş yavaş bir “normal davranış biçimi” haline gelmesidir.
Eskiden insanlar bir şey almadan önce daha çok kıyas yapar, gerekirse birkaç gün bekler, bütçesini gözden geçirirdi. Şimdi ise fiyat artar korkusu, fırsatı kaçırma endişesi ya da sosyal çevrenin etkisiyle kararlar çoğu zaman anlık veriliyor. “Nasıl olsa sonra düşünürüm” ya da “şimdi almazsam bir daha bulamam” düşüncesi, ekonomide düşünmeden hareket etmenin en yaygın gerekçeleri haline geldi.
Bu durum sadece bireysel alışveriş davranışlarını değil, toplumsal ekonomik yapıyı da etkiliyor. Çünkü düşünmeden alınan her karar, aslında bir sonraki ekonomik yükün de habercisi oluyor. Kredi kartı borçları, kısa vadeli krediler, ertelenen faturalar ve sürekli dönen bir borç döngüsü, bu hızlı karar alma alışkanlığının görünmeyen sonuçları arasında.
HIZLI KARAR, YAVAŞ SONUÇ
Ekonomide en büyük yanılgılardan biri şudur: Karar hızlı verildiğinde sonuç da hızlı düzelir sanılır. Oysa çoğu ekonomik kararın sonucu gecikmeli gelir. Bugün alınan bir borç, yarın değil belki aylar sonra yükünü hissettirir. Bugün yapılan bir gereksiz harcama, hemen değil ama bütçenin sıkıştığı bir anda kendini gösterir.
Bu yüzden düşünmeden verilen kararlar çoğu zaman “küçük bir rahatlama” sağlar ama uzun vadede “büyük bir sıkışma” yaratır. İnsanlar bu döngüye farkında olmadan girer. Çünkü anlık çözüm, uzun vadeli planın önüne geçer. Ekonomide buna bir tür “kısa vadeli konfor tuzağı” da denebilir.
NEDEN........© Haber Gündemim
