menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aynı Fotoğrafta, Ayrı Dünyalarda

16 0
30.12.2025

Evliliklerin gösterilen yüzü ile yaşanan hali arasındaki sessiz çatlak
Bir fotoğraf düşünün: yan yana iki gülümseme, altına yazılmış kısa bir cümle ve birkaç kalp emojisi. Dışarıdan bakıldığında “iyi giden” bir evlilik. Oysa aynı fotoğrafın çekildiği gün, akşam evde kimse kimseye gününün nasıl geçtiğini sormamış olabilir. Çünkü bugün birçok evlilik, aynı karede ama ayrı dünyalarda sürüyor.
Sosyal medya, ilişkileri anlatmanın değil, düzeltmenin alanı hâline geldi. Gerçek hayatta onarılmayan şeyler, ekranda parlatılıyor. Tartışmadan sonra konuşmak yerine paylaşım yapmak, yalnızlığı bastırmanın en hızlı yolu gibi görünüyor. Ama bastırılan her duygu, evde daha ağır bir yorgunluk olarak geri dönüyor.
Danışmanlık odasında sıkça rastlanan bir tablo var:
Biri sürekli anlatıyor, diğeri sürekli dinliyormuş gibi yapıyor. Evde iletişim tek yönlü akıyor. Ama sosyal medyada her şey “çok uyumlu.” Çünkü uyum, artık dinlemekle değil, sorunsuz görünmekle karıştırılıyor.
Bir başka örnek: Akşam yemeği aynı masada yeniyor ama herkes kendi ekranına bakıyor. Fiziksel olarak birliktelik var, duygusal olarak yok. Günün en yakın olması gereken anları, telefonlar dolduruyor. Sonra da “neden bu kadar uzaklaştık” sorusu geliyor. Oysa uzaklaşma bir anda olmaz; küçük vazgeçişlerle olur.
Karşılaştırma meselesi de bu yorgunluğu derinleştiriyor. Başkalarının tatilleri, sürprizleri, romantik anları izleniyor. Kendi evliliğiyle arasındaki fark büyüdükçe, beklenti artıyor ama temas azalıyor. İnsan, izlediği kadar üretmeyince ilişki seyirlik bir şeye dönüşüyor.
Bazı eşler şunu söylüyor: “Biz kavga etmiyoruz.” Bu her zaman iyi bir haber değildir. Çünkü bazen kavga değil, tepkisizlik bitirir ilişkiyi. Konuşulmayan rahatsızlıklar, zamanla ilgisizliğe dönüşür. İlgisizlik de sessiz bir terk ediştir.
Yorgunluk çoğu zaman işten, çocuklardan ya da hayattan değil; görülmemekten gelir. “Ben buradayım” demenin karşılık bulmamasından. Sosyal medyada görünür olmak, bu görülmeme duygusuna kısa süreli bir pansuman yapar. Ama pansuman iyileştirmez.
Belki de artık şu soruyu sormak gerekiyor:
Biz evliliğimizi yaşamak mı istiyoruz, yoksa başkalarına izletmek mi?
Gerçek bağ, alkışlanan anlarda değil; kimsenin görmediği zamanlarda kurulur. Paylaşılmayan bir akşam, konuşulan bir sessizlikten daha değerlidir bazen. Çünkü evlilik, gösterilecek bir vitrin değil; içinde emekle kalınan bir yerdir.


© Haber Gündemim