İran gerçeği: Direnişin gücü, zalimlerin çöküşü
Dünyanın yıllardır izlediği bir oyun var: Amerika ve İsrail’in kurduğu korku imparatorluğu. Silahı, parayı, medyayı kullanarak insanlığa güya diz çöktüren bu yapı, İran karşısında ilk kez ne kadar dayanıksız ve çaresiz olduğunu gösterdi. “Üç saatte işgal ederiz” diye böbürlenenlerin bugün yaşadığı rezalet, tarihin ibret sayfalarına kazındı.
İran, tüm yaptırımlara, kuşatmalara, ekonomik baskılara rağmen geri adım atmadı. Halkı, bombardıman tehdidine, diplomatik kıskaca, içeriden ve dışarıdan yapılan sinsi oyunlara rağmen direndi. Çünkü bu, sıradan bir siyasi tavır değil, varoluş mücadelesiydi.
ABD ve İsrail, kendilerini mutlak güç sanırken, ilk kez kendi silahlarının korkutmadığı bir halkla karşılaştı. Teknolojinin yanında inançla savaşan bir toplum gördüler. Her saldırı girişimleri, her tehditleri, her kirli planları boşa çıktı. Korku dağıtanların kendileri korkuya kapıldı.
İran halkı, farklı düşünse de, yönetimi eleştirse de, zalimlere karşı ortak bir duruş sergileyerek, bütün dünyaya onurun, bağımsızlığın ve imanın ne demek olduğunu hatırlattı. Bu direniş sadece bir devletin değil, mazlum coğrafyaların da aslında bir onurudur.
Bugün hakikat apaçık ortada: ABD’nin süper güç masalı çökmüştür. İsrail’in korku düzeni çökmüştür. “Üç saatte işgal” diye övünenler, birlik ve dik duruş sayesinde bir ayı aşkın zamanda bir santim dahi ilerleyememiştir.
İran’ın direnişiyle birlikte, bütün insanlık bir gerçeği yeniden görmüş oldu: Gerçek güç, tankta tüfekte değil; sonsuz güç ve kudret sahibi olan Allah'a olan inanç ve imandandır.
