Bugün yine aynı imtihandayız
Ne NATO, ne Varşova, ne Şangay… Bizim yönümüz belli! Biz, güç sahiplerinin değil, hakkın safındayız! İlla taraf olunacaksa, bu dünyayı kazanmak için güçlüye değil, iki dünyayı birden kazanmak için haklıya ve mazluma taraf olmak gerekir. Çünkü haklının yanında durmak, Allah’ın yanında durmaktır.
Ortadoğu yanıyor! Gazze, Filistin, Yemen, Irak, Suriye, Lübnan ve şimdi İran… Şeytani bir üçgen, siyonist ve emperyal bir kuşatma, adım adım İslam coğrafyasını parçalamaya çalışıyor. Arz-ı Mev’ud uğruna kurulan bu zalim düzen, kanla, ateşle, gözyaşıyla besleniyor. Şimdi kıskaca alınan İran sadece bir başlangıç. Nihai hedef Türkiye! Çünkü biliyorlar: Hak davasının, direnişin, adaletin son kalesi bu millet!
Bu millet bin yıldır İslam’ın yürüyen ordusudur! Hakkı savunmak için malından, yârinden, canından vazgeçmiştir. Firavunların kırbacından, Nemrutların ateşinden geçmiştir. Korkmamış, eğilmemiştir. Çünkü bu millet bilir ki zafer, toprağın değil imanın gücündedir. Tıpkı kuran da yazan Talut ve Calut savaşında olduğu gibi: “Nice az topluluklar vardır ki, Allah’ın izniyle çok topluluklara galip gelmiştir.” Bizim inancımız, bizim paktımız işte bu ayetin sözüdür.
Şimdi dünyaya yeni bir pakt lazım. Barış, huzur ve kardeşliğin paktı! Bu paktın mürekkebi adalet, mührü iman, imzası vicdandır. Korkunun değil umudun; menfaatin değil merhametin anlaşmasıdır bu. Ve bu paktı kuracak millet yine biziz!
Ama bu bayram, sevinç değil hüzünle geliyor. Hüzün Bayramı… Çünkü Gazze’de çocuklar toprağa, Irak’ta analar yasa, İran da ezanlar bombalara karışıyor. Bayram sabahı kimi mezar başında dua ediyor, kimi yıkılmış evinin enkazında sevdiklerini arıyor. Oysa başka coğrafyalarda sofralar kuruluyor, kahkahalar atılıyor, ama mazlumların duası hâlâ gökyüzünde yankılanıyor.
Hüzün Bayramı bu! Çünkü bir yanımız yanarken diğer yanımız susuyorsa, yüzündeki tebessüm bile yürek yakar. Bu bayram bize değil, şehit çocuklarına, direnişin öncülerine, sabrın ve imanın erlerine ait.
Ey bu toprakların evlatları! Unutmayın, Talut’un ordusu az ama kararlıydı. Kalabalık değil, inanç kazandı! Bugün yine aynı imtihandayız. İran kıskaca alınmışsa, yarın sıra Türkiye’ye gelecektir. O yüzden zaman susma zamanı değil, direniş zamanıdır.
Bu millet Allah’tan başka hiç kimseden korkmadı, şimdi de korkmayacak! Çünkü bu topraklarda yalvarışın değil, direnişin duası vardır. Barış, huzur ve kardeşlik paktı bu milletin yüreğinde yazıldı, zamanı geldiğinde tüm dünyaya ilan edilecek!
Ve işte o gün, Hüzün Bayramı gerçek bayrama dönüşecek… Mazlumun yüreği ferahlayacak, zalimin saltanatı yıkılacak. O gün, hak yerini bulacak… Ve bu topraklardan doğan güneş, dünyaya adaletin, barışın ve kardeşliğin aydınlığını yeniden yayacak!
