DİLİNİZE SAHİP ÇIKIN!
Bir şeyler içmek için bir yerlerde oturduğum zaman, servis yapan arkadaşın "Ne istersiniz?" sorusuna, "Maden suyuna limon sıkabilirseniz sevinirim," dediğimde, "Churchill mi istersiniz hanımefendi?" sorusuyla karşılaşıyorum.
Buna cevaben, "Hayır, maden suyuna limon sıkın getirin," diyerek koyuyorum tepkimi. Çünkü mesele alt tarafı bir içecek ya da yemek ismi değil; mesele, kendi toprağının değerine yabancılaşmak, yabancılaştırılmak.
Benim kuzenlerim yok mesela; teyze çocuklarım, dayı çocuklarım, amca çocuklarım var... Her kelimenin kökeninde, her ifadenin altında bir aile bağı, bir sıcaklık, bir kültür yatıyor.Biz bu sıcak kelimeleri unuttukça, yabancı dillerin özentili rüzgârına kapıldıkça insan ilişkilerimizden uzaklaşıyor, modernleştiğimizi sanıyoruz.
Oysa asıl modernlik, kendi köklerinin üstüne sağlam basarak dünyaya bakabilmektir. Entel olacağım diye özünden uzaklaşan insanlar da bana çok itici geliyor mesela.
Tavuk yerine "chicken" deyince o tavuk farklı bir değer mi kazanıyor? Yemek listesine yabancı kelimeler yazınca o derme çatma dükkân dünya mutfağı mı oluyor? Yeni bir mekân açılıyor, isminin önünde "La..." bilmem ne... Bu "La" olunca........
