KAYNAR SUDA KİMLİĞİNİ SEÇ: Havuç mu, Yumurta mı, Kahve mi?
Hayat bazen insanı bir mutfağa sokar. Öyle şık restoran mutfağı falan değil; dumanı göz yakan, tenceresi taşan, altı fazla harlı bir ocak… Kaçamazsın. O su kaynar. Ve bir gün fark edersin ki sen de o kaynar suyun içindesin.
Geçtiğimiz günlerde izlediğim bir video, işte tam da bu duygunun üzerine kuruluydu. Eski zamanlardan bir hikâye anlatıyordu: Yüksek bir dağın zirvesinde yaşayan bilge bir aşçı… İnsanlar ona dertleriyle gider, o da bir çorbayla onları iyileştirirmiş. Ama asıl mesele çorba değil, o dağa çıkabilmekmiş.
Çünkü o dağ, uzaktan bakıldığında korkutucu görünür. Tıpkı hayatın içinden geçtiğimiz zor dönemler gibi… Yaklaşmadan büyüyen, içine girmeden insanı ezen o karanlık duygular gibi.
Hikâyede genç bir adam, kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığı bir noktada o dağa tırmanmaya karar verir. Ve ilginçtir… Yol, uzaktan göründüğü kadar korkutucu değildir. Uçurum sandığı yerlerde patikalar, imkânsız dediği noktalarda tutunacak taşlar vardır.
Hayatın ilk büyük yanılgısı burada başlar zaten: Korkularımız, çoğu zaman gerçeğin kendisinden daha büyüktür.
Genç adam zirveye ulaştığında bilge aşçı onu sessizce karşılar. Sonra kaynar suyun içine üç şey atar: bir havuç, bir yumurta ve bir avuç kahve çekirdeği.
Ve o basit deneyle aslında hayatın en sert........
