MODERN DÜNYANIN EN BÜYÜK YIKIMI: AİLE
Tarih boyunca bu topraklarda aile her zaman önemli olmuştur.
Dünyaya geldiğimizde bizi kucaklayan, dünyayı tanıtan; genç yaşta hayata tutunmamızı sağlayan, bize yol çizen ve büyüdüğümüzde bile sığınabileceğimiz en temel zemin ailedir.
Bizde aile, yalnızca aynı ebeveynlerden olan bireylerin oluşturduğu geçici ve zorunlu bir birliktelik değildir. Bilakis aile; ömür boyu aynı sofrayı paylaşan, aynı dertleri yüklenen, aynı hikâyeyi sürdüren bir bütünlüktür. Bu yüzden bu topraklarda aile, bir tercih değil; bir zorunluluk, hatta bir varoluş biçimi olarak görülmüştür.
Bir toplumun varlığını sağlıklı şekilde sürdürebilmesinin en temel şartlarından biri güçlü bir aile yapısına sahip olmasıdır. Nitekim işsiz kalan bir gencin sokakta kalmamasını, dolayısıyla suça sürüklenmemesini sağlayan en önemli unsur aile bağlarıdır. Bizde evlenen gençler iş bulamadığında ya da ekonomik zorluk yaşadığında, her iki tarafın anne babası onlara kol kanat gerer; çoğu zaman bir ömür boyu destek olur. Bu durum, başka toplumlarda görülen sosyal patlamaların önüne geçen en önemli etkenlerden biridir.
Yaşlanan anne babaların bakımını üstlenmek, onlara şefkatle yaklaşmak da genç kuşaklar için hem onurlu hem de anlamlı bir sorumluluktur. Aynı şekilde, psikolojik bir çöküş yaşayan birey için ilk sığınak çoğu zaman terapi merkezleri değil; annesinin sesi, babasının omzudur.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Aile, bireyin hayatındaki görünmez bir sigorta sistemi gibidir. Devletin ya da herhangi bir kurumun dolduramayacağı boşlukları sessizce, sevgiyle ve şefkatle doldurur.
Sosyolojik açıdan bakıldığında aile, yalnızca bireyi koruyan bir yapı değil; aynı zamanda toplumsal düzenin taşıyıcı........
