menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ANNESİZLİK: YERSİZ VE YURTSUZ BİR YOLCULUK

15 0
yesterday

Evlatları için bir ömür bıkmadan, usanmadan; kimi zaman sessizce, kimi zaman sözleriyle, kimi zaman da yaptığı her işle dua eden; yorulduğunda bile yorgunluğunu belli etmeyen, fedakârlıkta sınır tanımayan en özel varlıktır anne.

Göğsü yaslanılan bir dağ, hırçın dalgaların sustuğu son limandır. Sevginin, şefkatin ve merhametin coğrafyasıdır. Evladını görünmez bir çember gibi kuşatan, yalnızca varlığıyla bile dünyayı yaşanılır kılan ezeli bir sığınaktır.

İnsan hangi coğrafyaya savrulursa savrulsun, hangi yaşa gelirse gelsin, içindeki en eski yolun sonu hep anneye çıkar. Bütün yollar, bütün yorgunluklar, bütün kırgınlıklar nihayetinde onun dizlerinde dinlenmek ister. Çünkü sevgi denince zihne düşen ilk suret, merhamet denince yürekte uyanan ilk hatıra annedir.

1950'lerin ortaları...

Genç ilçesinin güneyindeki dağlara serpilmiş meşe ormanlarına, inek otlatmaya giden 15 yaşlarında, fidan gibi bir genç akşam olur eve dönmez.

Sonra sağa sola bakınırlar.

Fakat ne döndüğüne dair bir iz vardır ne de nerede olduğuna dair bir emare.

Gece ilerler. Karanlık koyulaştıkça anne yüreğindeki yangın da büyür. Herkesin çekindiği, gecenin en ıssız saatlerinde tek başına ormanın derinliklerine dalar. Oğlunu bulmak için...

O yıllarda dağlarda dolaşan eşkıyanın da haddi hesabı yoktur.

Anne, zifiri karanlığın içinde oğlunu ararken birden yabancı sesler duyar. Sesler yaklaşmaktadır. Fark edilmemek, görünmemek için başındaki beyaz tülbenti çıkarır, olduğu yere çöker ve saatlerce kıpırdamadan bekler.

Eşkıyaların sesleri kesilir.

Şafak sökmeye yaklaşır.

Anne yeniden ayağa kalkar ve oğlunu aramaya devam eder.

On beş yaşındaki evladı kayıp.

Ormanın derinliklerinden gelen belirsiz sesler, karanlığı yaran ayak sesleri...

Ve bütün bunların ortasında, tek başına bir anne.

Evlat korkusunun yanında ne ki!

Evladının kaybolmasının yanında ne ki!

Kim böyle bir gecede, böyle bir ormana tek başına girebilir?

Kim, kendi canını düşünmeden karanlığın içine yürüyebilir?

Çünkü kaybolan evladının yüreğinde ve kendi yüreğinde büyüyen yangını bir nebze olsun söndürebilmek........

© Günışığı Gazetesi