menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜRKİYE’NİN “SON DAKİKA” KOMASI

83 0
13.09.2026

Gazeteciler kısa haberlere havalı isimler vermeyi sever: Breaking News, Son Dakika, Sıcak Gelişme, Flaş Haber… Ekranın altında kırmızı bir bant yanıp sönmeye başladığında gözümüz ister istemez oraya kayıyor. Sanki o bant bize “Burada çok önemli bir şey oluyor, sakın kaçırma” diyor.

Oysa gün içinde öğrendiğimiz onlarca gelişmenin çok azı bizim hayatımızı doğrudan etkiliyor. Bir ünlünün ne yaptığı, bir televizyon programında kimin kime ne söylediği, sosyal medyada hangi görüntünün gündem olduğu birkaç dakika içinde önümüze düşüyor. Biz de bunları bilmemiz gerekiyormuş gibi hissediyoruz.

Buradaki sorun haberin kendisi değil, haberle kurduğumuz ilişkinin değişmesi. Çünkü artık yalnızca “Ne oldu?” sorusuyla ilgilenmiyoruz; “Bunu neden görüyorum?” sorusunu da sormamız gerekiyor. Haberin ticaretle ilişkisi yeni değil. Gazeteler ortaya çıktığından beri okurun ilgisini çekmek, yayıncılığın temel meselelerinden biriydi. Fakat dijital çağ bu ilişkiyi daha görünür ve daha hızlı hale getirdi. Bir haberin kaç kez tıklandığını, izlendiğini, paylaşıldığını anında görebiliyoruz. Böylece “önemli olan” ile “dikkat çeken” arasındaki çizgi giderek siliniyor.

Çünkü insan zihni, sakin bilgiden çok güçlü duygulara tepki veriyor. Korku, öfke, merak ve şaşkınlık dikkatimizi daha kolay yakalıyor. Bu yüzden “uzmanlar ekonomik gelişmeleri değerlendirdi” başlığından çok, “Şimdi ne olacak?” başlığı tıklanıyor.

Telefonlarımıza gelen bildirimler de bu düzeni sürekli besliyor: Son dakika! Flaş! Sıcak gelişme! Şoke eden görüntüler! Bazen başlığın kendisi haberin önüne geçiyor. Önce dikkatimizi çekiyor, sonra bizi içeriğe götürüyor.

Bir bildirim, ardından bir başka haber, sonra bir video, ardından yorumlar… Başlangıçta yalnızca “Ne olmuş?” diye baktığımız telefon, birkaç dakika içinde bizi dünyanın bütün krizlerinin içine çekebiliyor. Burada psikolojik bir döngü oluşuyor. İnsan tehdit algıladığında doğal olarak tetikte olur. Fakat tehdit duygusu sürekli beslenirse zihnin dinlenmesi zorlaşır. Bu kez........

© Günışığı Gazetesi