menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DOĞUTÜRKİSTAN’DA YAŞANAN ZULMÜ ANLATAN ŞİİR VE YAZILAR-2-

11 0
06.05.2026

İnsanın, insan olarak insanlık adına önemsediği bir konuyu, bir hadise ve gelişmeyi sonuna kadar savunup arkasında durması gerek hele de haksız yere zulüm çekmekte olup çektiği zulmün bilinmeyip sahiplenilmemesi sonucunda mağduriyetleri devam eden mazlumların arkasında.

            Birçok insan sadece kendi dünyasını görüp etrafında dönmekte.. Oysa ki kişilere göre olduğu gibi toplumun birçok kesiminin dünyası farklı zulmün ötesinde bir zulüm yaşayan toplumların dünyası bir başka farklı. Geçen hafta ki yazımızda ifade ettiğimiz üzere Zulüm kişi ve kişilere göre farklılık arz eder demiştik.

Yıllar yıllar öncesinden günümüze kadar yaşadıkları zulümleri pek gündeme gelmeyen ve her geçen gün farklı metotlarla artarak devam eden Doğu Türkistan Uygur Türkleri’ ne yapılan zulmü önemsediğimizden bu konuyu her fırsat buldukça gündeme taşıyıp gündemde tutmaya çalışmaktayız. Netice de söz konusu mazlum Uygur Türkleri Müslüman olmalarının yanında soydaşlarımız olmalarının da büyük bir etkisi var meseleye bakışımızda.

O nedenle geçen hafta kaleme alıp sayfamızda paylaştığımız bu önemli konuyu bu hafta bugün yine yayınlamayı uygun gördük kalemşör şairlerin yazı ve şiirleriyle. Ne demiştik yazımızda bir bakıp hatırlayalım. Zulüm kişi ve kişilere göre farklılık arz eder.

Kimine göre çok basit bir olumsuz hadise veya yaşamı dışında daha iyi şartlarda yaşayanların karşısında yaşadığı yaşam tarzı bir zulüm, kimine göre de insan yaşamını insanlıktan çıkmış bir boyut kazanarak yaşam mücadelesi noktasında ki olumsuzluk bir zulüm. Tabi ki ikisi de kişi ve kişilerin bakış ve görüşleri noktasında önemli. Ancak geçici olumsuzluğu zulüm görmek ile yaşamın sürekli olumsuz geçmesi sonucu yaşanan zulüm arasında dağlar kadar fark var. Yukarıda ifade ettiğimiz üzere söz konusu zulmün derecesi kişi ve kişilerin bakmaktan öte net görmesi ve vicdani olarak sağlıklı mukayese de bulunarak zulüm farkının farkında olmasıyla alakalı. Dünyada zulmün yaşandığı ülkelere ve o ülkelerde ki insanların yaşadığı zulme baktığımızda meseleyi çok daha iyi anlamış oluruz Balkanlar da-Batı Trakya daK.K.T.C.de- Afrika ülkeleri ve Ortadoğu da yaşanan zulmün Doğu Türkistan da yaşananların yanında hafif kaldığı gibi.

Yıllar öncesinden bugüne baktığımızda zulmün kabul edilir yanı olmayanını çeken insanlar ile son yıl ve dönemde zulmü yaşayan insanlara baktığımızda çok net göreceğiz ki günümüzde yaşananlar geçmişten günümüze kadar zulmü yaşayanların hali daha acınacak durumda. Tıpkı zaman zaman ifade ettiğimiz üzere Uyuyan Dev Çin’ de ki Doğu Türkistan halkının acınacak durumda olduğu gibi.

Birinde zulmü yaşar ve bir şekilde ölür kurtulursunuz. Bir diğerinde ise bir ömür yaşarsınız hem de namus belasıyla. İnsanlar inancı ve inanç gereği değerleri için yaşamak ister ve yaşar ki bunlardan biri ve en önemlisi Namus’ tur. Bir insanın namus, şeref ve haysiyeti, bunun karşılığı olan değerlerin yaşanması özgürlüğü yok ise; O insan veya insanlar yaşayan ölü gibidirler her gün her an. İşte, yıllar öncesinden başlayıp günümüze kadar devam eden, toplum duyarsızlığı devam ettikçe de yaşanan zulmün devam edeceği yerlerden biri Çin Doğu Türkistan Bölgesidir özellikle de Vuhan yerleşkesidir.

Söz konusu zulmün çok derin acılar yaşatarak yaşandığı bu yerde yaşanan zulüm çok ama çok farklıdır. En ağır iş yerlerinde susuz bırakılarak yenilmesi kabul edilir olmayan derecede kötü yiyecek yedirilerek çalıştırılmaktan, Haksızlığa karşı gelenlerin hapishanede ki işkence görmelerinden, Yapılan bilimsel çalışmalarda kobay olarak kullanılma, ilaç denemelerinin yapılmasından tutun da evlerine hiç görmedikleri, ve tanımadıkları bir Çinlinin yerleştirilerek beraber yaşamaya zorlanarak namusları ayaklar altında çiğnenme paylaşımına kadar yaşanan zulüm tarzı.

Netice itibariyle diyoruz ki; Birincisi dünyanın birçok yerinde Müslümanlara karşı yapılan zulüm çeşitlerinin en ağırını yaşayan Doğu Türkistan’ da ki zulüm üzerinde düşünmek gerek hem de derin. İkinci bir husus ise; zulmün yaşandığı ülkeler ve halkına baktığımızda ülkeler Müslüman, ülkelerde ki halkın çoğu Müslüman. Müslüman ülkelerde zulm altında olan Müslüman bir halkın var olduğu üzerinde derin düşünerek bir analiz ve kritikte bulunmak gerek niçin, neden ve niye hep Müslüman devletlerde zulüm yaşanıyor ve Müslümanlar hep zulüm altında diye…Müslüman devletlerin birlik-beraberlik ve bütünlük içerisinde olmayışları ile halkının tam inanmamış oldukları düşünülebilinir tabi bu tüm Müslüman devletleri için geçerli değil inançlarını yaşamalarına müsaade edilmeyen Doğu Türkistan Müslümanları gibi…

Sonuç olarak; sadece Orta Doğu ve diğer bölge ülkeleri Müslüman değil, Doğu Türkistan ve Türk Dünyası cümleten Müslüman. Gelin görün ki Doğu Türkistan’ın Türk olması hasebiyle Müslümanlığı ve yaşadığı zulüm görmemezlikten gelinip sahiplenilmiyor, silik gösterilerle geçiştirilmeye çalışılmakta. İnsanlığın bir kenara bırakılarak zulmün en ağır bir şekilde yaşandığı Doğu Türkistan da ki zulmün görmemezlikten gelinmesi kabul edilir olmadığı gibi hakkaniyete de uymaz.

Hakkaniyet çerçevesinde düşünmek ve yaşamak her Müslüman’ın asli görevi olduğu unutulmamalı.   

 

    

 

                                                                       AYETLER

*Şayet o inkârcılara, “Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı yasalarına boyun........

© Günışığı Gazetesi