BEYİNLERİMİZ SAVAŞSIN İSTERDİM BAYIM
Kelime anlamı nahoş olsa da lüzumu hasıl olduğu vakit savaşmak da bir gerekliliktir.
Savaşmak sadece iki karşı tarafın ateşli silahlarla çatışması, biribirini öldürmesi veya yok etmesi değildir.
Savaş aynı zamanda bir konunun, bir olgunun ortaya atılan bir teorinin tartışılıp, bazen doğruya gitmesi ve olumlu sonuç vermesi için izlenen bir strateji, bir yoldur. İnsan; doğası gereği hayvani dürtüler barındırır psikolojisinin derinliklerinde.
Bu dürtüler her insanda vardır evet lakin kimileri bunları ehlileştirerek zihin hapishanesine kapatır sonsuza değin , kimileri de adeta kuduz köpek gibi sokağa salar. Şuursuz ısırır önüne geleni iyi kötü demeden.
Bu şuursuzluk hali kişiyi insan olmanın dışına itip adeta canavarlaştırır.
Bu saatten sonra bu kişilik yapısındaki insanları ya bir baytara götürmek ya da demirden bir kafese koyup hapsetmek gerekir.
İnsanın ve toplumun huzur ve sükünu ancak bu şekilde tesis edilebilir.
Çeşitli cepheler vardır savaş literatüründe. Mevzisi belli olanlar vardır bir de olmayanlar. Mert olanlar vardır, bir de olmayanlar.
Göğüs göğüse çarpışanlar vardır bir de kalleşçe sırtından vuranlar.
Bu ve buna benzer insan ve anlayışlar hayatın her bir alan ve anında vardır.
Gelelim asıl meseleye. Bir de kalem cephesi vardır.
Zekanın, cesaretin, bilginin, fikirlerin özgür ve bilinçli yarınlar inşa etmek için yarıştığı kalem cephesi.
Bunun da en önemli mevzisi, yazılı ve görsel basındır. İnsan hayatının standartlarını iyileştirmek, toplumun haber alma, hayatı ve olayları daha iyi anlama ve yorumlama becerisine katkı sunmak ve bununla doğru olanı öğrenmesine vesile olmak gibi bir görevi vardır basının.
Böylesine etki ve toplum yararına katkısı olan bir mevziyi neden ateş altına almak ister birileri?
Neden silah doğrultur birileri?
Nerde ve hangi tarihte görülmüş kaleme karşın silahla mukabele edildiği?
Elazığ basın camiasının önemli temsilcileri olan gazete ve yayım kuruluşlarına son zamanlarda yapılan alçakça saldırılar, olsa olsa yukarıda saydığım hayvani dürtüleri zirve yapmış, insani duyguları kuduzlaşmış yaratıkların işidir.
Basın elbetteki olanı yazacak, elbetteki yanlışa yanlış diyecek.
Ve yine elbette ki bu şehrin yararına olmayan şeyleri su yüzüne çıkaracak.
Bundan gocunan ya haindir ya da kişisel çıkarlarının peşinde koşan müptezelin tekidir.
Susturmak istediğiniz kişiler değil, bu şehrin çıkarlarının üstünde gördüğünüz çıkarlarınızın bir bir ifşa edilmesine karşı çıktığınız, kurşun sıktığınız koca bir Elazığ Şehri ve halkıdır.
Kimse bu gür sesi kısamaz.
Hiçbir menfaat gurubu bu şehrin doğrularını haykıran ve yanlışları açığa çıkaran Elazığ basınına ve onun temsilcilerine tehditle, şantajla boyun eğdiremez.
Türkiye Cumhuriyeti yargısı da zaten buna müsade etmez.
Basın yeri geldiğinde bir cinayetin ortaya çıkmasında, yeri geldiğinde aksayan bir hizmetin yerine getirilmesinde, yeri geldiğinde yoksul veya hasta birinin sağlığına kavuşmasında ve sayamayacağımız binlerce konu ve alanda toplum yararına öncülük eden, tüm bu eksikleri görüp giderilmesine aracı olan en etkili mecralardan biridir.
Elazığ basını da on yıllardır bu şehrin bu anlamdaki en önemli dinamiklerinden biridir. Kurumların ve siyasetin eksik kaldığı yerde hep tamamlayacı rol oynamıştır Elazığ basını.
Bunu görmemek ve bilmemek cahilliğin daniskasıdır.
Keşke kabalığı, küstahlığı ve hak hukuk tanımazlığı bildiğiniz kadar; okumayı, anlamayı, iyi insan olmayı, toplum yararına olanı kişisel çıkarlarınızdan üstün tutmayı becerebilseydiniz.
Keşke, Franz Kafka’nın; “Beyinlerimiz savaşsın isterdim bayım. Ama görüyorum ki silahsızsınız.” Sözünde bahsettiği gibi kurşunla, silahla, kabalıkla, vandallıkla değil de beyinlerinizle, fikirlerinizle ve de bilginizle kalem ehliyle savaşsaydınız.
Ama görüyorum ki beyinsizsiniz, fikirsizsiniz, acizsiniz ve de en acısı acınacak haldesiniz.
Tüm okullarımıza sevgi ve saygılarımla.
