menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AKİF'İ ANLAMAK

23 0
18.03.2026

Tarihin puslu ve karanlık labirentlerinde gezinmeden, günlerce yaya, aç ve susuz yürümeden, bazen sert biri taşın, bazen nemli bir toprağın koynunda uyumadan ve her an ölümün kucağında, Azrail ile burun buruna, alnına dayanan bir silahın, boğazına dayanan bir kılıcın ölümle yaşam arasındaki o ince ayrımın kopma noktası olduğunu yaşamadan anlamak mümkün mü özgürlüğün ne anlama geldiğini?

Ya da her gün özgürce yaşadığın bir ülkede, bir sabah uyandığında topraklarının, bayrağının, namusunun, düşman namluları ve postalları altında çiğnendiğini ve ırzına geçildiğini gözlerinle görmeden nasıl anlayabilirsin vatanın, bayrağın, namusun ne demek olduğunu?

“Kaybetmeden anlamazmış insan elindekinin kıymetini.” Sözünde işaret edilen kıymet “sözcüğü”, geciken pişmanlığın son feryadıdır aslında. Tüm bunları yaşamış ve sonuçları ağır bedellerle ödemiş bir insanın veya toplumun vicdanındaki o enkazı ve hicranı düşünebiliyor musunuz? 

“Acıyı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın.” Lev Tolstoy’un bu cümlesinde de ifade ettiği gibi bir şeyi içselleştirip, ondan vazife çıkarıp, daha iyisini veya daha doğrusunu yapmak değil midir insan olmak?

Düşünün ki onlarca devlet size cephe açmış, vatanın her bir yeri parçalara bölünmüş, aç Kurtlar tarafından lime lime edilip çiğneniyor. Hangi vatan sevdalısı yürek dayanır buna. Hele bu yürek bir de şairse. Bu yürek bir de Akif ise! Varla yok arasındaki savaşın timsali. Her hücresinde vatan sevgisini, yaşanan acının en katmerlisini, çaresizlik ve umudun en zirvesini yaşayan bayrak ve vatan şairi. Dedik ya; “Hissetmeden, özümsemeden, vazife bilmeden bir şeyi insan olunmaz.” Tüm bunları ruhunda ve manevi dünyasında kalbi ve bedeni titreyerek hisseden Akif’i öyle sıradan bir yere koyamaz öyle birkaç kelime ile tarif edemezsiniz. Bizimkisi olsa olsa, o ummandan bir damlaya birkaç kelamlık atıf olur sadece. Daha çocukluğundan itibaren önemli okullarda eğitim görmüş, Fatih Medreselerinde önemli kişilerden medrese eğitimi almış, Türkçe’nin yanında, Arapça, Farsça ve Fransızca dil eğitimi almış, yine dönemin en önemli........

© Günışığı Gazetesi