menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GÜLİSTANIN GÜLLERİ ELAZIĞ BÜLBÜLLERİ -3

13 0
29.06.2026

Harput... Dağların omuzuna yaslanmış o ihtiyar şehir, yüzyıllarca rüzgârla konuştu; karla dertleşti; taşlarına dualar, çeşmelerine gözyaşları biriktirdi.

Sonra bir vali geldi.

Yaşlı bir annenin elinden çocuğunu alır gibi insanları ovaya indirdi.

Adına önce Mezra dediler...

Fakat bazı şeyler yerinden hiç kıpırdamadı;

Bir annenin ilk ninnisi...

Bir ihtiyarın son duası...

Bir çocuğun ilk korkusu...

Ve şehrin delileri...

Çünkü bazı insanlar toprağa değil, zamana bağlı yaşar.

Onlar gidince sadece insanlar ölmez; bir medeniyet eksilir.

Biz çocukken Elazığ geceleri bugünkü kadar sessiz değildi.

Sokak lambalarının altında dolaşan gölgeler vardı.

Kimileri onları deli diye çağırırdı.

Kimileri ise Allah'ın dünya ile ahiretin arasına bıraktığı emanetler...

Kapalıçarşı sabah ezanıyla birlikte uyanırdı.

Bakır tencerelerin sesi...

Kunduracıların çekici...

Ve mutlaka Aliye Bacı...

O gelmeden çarşı tamamlanmazdı.

Bereket, onun yıpranmış ayakkabılarının izinden yürürdü.

Bir gün görünmese dükkânların içine görünmez bir keder çökerdi.

Esnaf birbirine sorardı:

"Aliye Bacı görünmedi mi?"

Bazı insanlar para getirmez; bereket getirir.

Bereket ise görünmeyen bir misafirdir.

Yemeniciler Çarşısı'nın üryan gezen meczubu vardı.

Kimbilir belki de........

© Günışığı Gazetesi