menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÖNCE NORMALLEŞTİR, SONRA ALIŞTIR

65 0
20.09.2026

Bir toplumu çökertmek için her zaman ordulara, silahlara veya ekonomik ambargolara ihtiyaç yoktur.

 

Bazen o toplumu ayakta tutan değerleri tartışılır hâle getirmek; dün yanlış kabul ettiğini bugün sıradanlaştırmak, bugün sıradanlaştırdığını yarın hayatın doğal bir parçası gibi göstermek de toplumun yapısını derinden etkileyebilir.

 

Önce gösterirsin.

 

Sonra tekrar edersin.

 

Sonra normalleştirirsin.

 

Sonra alıştırırsın.

 

Ve bir gün insanlar, geçmişte asla kabul etmeyecekleri şeylere artık tepki vermemeye başlar.

 

Bugün televizyon dizilerine ve sosyal medyaya biraz da bu gözle bakmamız gerekiyor.

 

Çünkü artık yalnızca biz ekranı seyretmiyoruz.

 

Ekran da bizi şekillendiriyor.

 

DİZİLERDE NASIL BİR AİLE ANLATILIYOR?

 

Akşam televizyonu açın ve dizilere şöyle bir bakın:

 

Aldatma, yasak ilişkiler, aile içi entrikalar, eşlerin birbirlerine kurduğu tuzaklar, kardeşin kardeşe ihaneti, dostun dosta sadakatsizliği, para ve miras uğruna birbirinin kuyusunu kazan akrabalar, anne-babasını küçümseyen çocuklar...

 

Elbette bunların gerçek hayatta hiç yaşanmadığını söylemiyoruz. Sanat hayatın kötülüklerini de anlatır.

 

Ama asıl soru şudur:Neden kötülük bu kadar çok, iyilik bu kadar az anlatılıyor?

 

Neden sadakat sıradan, ihanet heyecan verici; huzurlu aile sıkıcı, entrikalı aile seyredilmeye değer gösteriliyor?

 

Neden milyonlarca insanın gerçek hayatı yerine neredeyse herkesin villalarda yaşadığı, lüks otomobillere bindiği, sınırsız tükettiği ve hayatın para, güç, ilişki ve intikam etrafında döndüğü bir dünya sürekli önümüze getiriliyor?

 

ASIL MESELE GÖSTERMEK DEĞİL, NORMALLEŞTİRMEKTİR

 

Bir dizide sadakatsizliğin bulunması tek başına toplumsal bir problem değildir.

 

Asıl mesele; sadakatsizliğin, aile içi ihanetin, yalanın, çıkar ilişkilerinin ve mahremiyet ihlallerinin sürekli tekrarlanarak hayatın olağan unsurlarıymış gibi sunulmasıdır.

İnsan ilk gördüğünde yadırgar.

 

Tekrar gördüğünde şaşırmaz.

 

Sürekli gördüğünde ise zamanla alışabilir.

 

Bir toplumun değerleri çoğu zaman bir gecede ortadan kalkmaz.

 

Önce tepki azalır, sonra hassasiyet azalır, sonunda “Ne var bunda?” denilmeye başlanır.

 

İşte normalleşme tam da burada başlar.

 

ARTIK SADECE TELEVİZYON DA DEĞİL

 

Bugün televizyonun yanına çok daha güçlü bir mecra eklendi: sosyal medya.

 

TikTok, Instagram, YouTube ve benzeri platformlarda insan günün hemen her saatinde içerik bombardımanı altında.

 

Mahremiyet içerik........

© Günışığı Gazetesi