Bir Milletin Sessiz Çöküşü: Yolsuzluk
Bir toplum nasıl çöker?Savaşla mı?Yoksullukla mı?Doğal afetlerle mi?Hayır…Bir toplum önce vicdanını kaybederek çöker.Vicdanı çürüten en büyük zehirlerden biri ise yolsuzluktur.Yolsuzluk yalnızca devlet kasasından eksilen para değildir; bir milletin adalet duygusunun, birbirine olan güveninin ve ortak geleceğinin sessizce çalınmasıdır.Rüşvetin olduğu yerde hak geri çekilir.Kayırmacılığın olduğu yerde liyakat yok olur.Cezasızlığın olduğu yerde umut kaybolur.Bugün yaşadığımız en büyük tehlike de tam olarak budur.İnsanlık tarihi kadar eski olan yolsuzluk, yalnızca ekonomik bir suç değil; aynı zamanda ahlaki bir çöküştür. M.Ö. 4. yüzyılda yazılan Arthashastra adlı eserde bile devlet yönetimindeki yozlaşmadan söz edilmesi, bu sorunun çağlar boyunca insanlığın peşini bırakmadığını gösteriyor.Osmanlı tarihinde rüşvetin yaygınlaşmasına neden olan isimlerden biri olarak anılan Şemsi Paşa’nın adı bugün bir semtte yaşamaya devam ediyor. Fakat artık mesele birkaç kişinin ahlaksızlığı olmaktan çıkmış durumda. Bugün yolsuzluk; sistemin içine sızmış, kurumların güvenilirliğini kemiren devasa bir toplumsal tehdide dönüşmüş durumda.Samuel P. Huntington’ın tanımıyla yolsuzluk:“Kamu görevlilerinin kişisel çıkarları için kurallara aykırı davranmasıdır.”Teknoloji değişti, şehirler büyüdü, dünya gelişti…Ama çıkar uğruna vicdanını susturan insan değişmedi.Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün yayımladığı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye’nin son yıllarda hızla gerilemesi tesadüf olmadığı göstermektedir.Bugün ülkemizde gündemde olan belediye soruşturmaları da bu gerçeği yeniden gözler önüne seriyor. Son yıllarda farklı siyasi partilere mensup çok sayıda belediye hakkında soruşturmalar açıldı, operasyonlar yapıldı, görevden almalar yaşandı. İçişleri........
