menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“BİR MİLLETİN EN SESSİZ ÇIĞLIĞI: BOŞ KALAN BEŞİKLER”

70 0
16.08.2026

Türkiye, belki de tarihinin en sessiz ama en derin dönüşümlerinden birini yaşıyor.Ne sokaklarda bunun gürültüsü var ne de günlük hayatımızda hemen hissedilen bir sarsıntısı… Fakat rakamlar, geleceğin kapımıza doğru ağır ağır gelen büyük bir sorununu haber veriyor.TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 1,42 çocuğa kadar geriledi.Oysa bir toplumun nüfusunu uzun vadede yenileyebilmesi için bu oranın yaklaşık 2,10 olması gerekiyor.Üstelik 81 ilin 76’sında doğurganlık artık bu sınırın altında.Bu rakamlara yalnızca birer istatistik gibi bakarsak meselenin büyüklüğünü göremeyiz.Çünkü bugün doğmayan çocuk, yalnızca nüfus tablosundaki eksik bir sayı değildir.O çocuk yarının öğrencisi, genci, çalışanı, üreticisi, öğretmeni, doktoru, mühendisi, esnafı ve vergi mükellefidir.Asıl sormamız gereken soru bu nedenle “Neden daha az çocuk doğuyor?” sorusudur.Ve bunun cevabı yalnızca “Yeni nesil çocuk istemiyor” kadar basit değildir.Bugünün genci hayata eskisinden çok daha uzun bir hazırlık döneminden sonra başlayabiliyor. Önce eğitimini tamamlaması, ardından iş bulması, düzenli gelir elde etmesi, evlenebilmesi ve başını sokabileceği bir ev kurabilmesi gerekiyor.Bunların her biri artık daha uzun, daha pahalı ve daha belirsiz.Eskiden genç insanlar yirmili yaşlarının başlarında aile kurabilirken bugün pek çok genç için önce “hayatı düzene koymak” gerekiyor.Fakat hayat düzene girene kadar yıllar geçiyor.Evlilik gecikiyor.İlk çocuk gecikiyor.İlk çocuk geciktiğinde ikinci çocuk ihtimali azalıyor, üçüncü çocuk ise birçok aile için artık neredeyse hayal oluyor.Çünkü ekonomik takvim ertelenebilir ama biyolojik takvim aynı şekilde ertelenemez.

ÇOCUK SAHİBİ OLMAK ARTIK BİR AİLE BÜTÇESİ MESELESİ

Bugünün genç bir çiftinin çocuk sahibi olmadan önce düşündüğü sorulara bakalım:Kira nasıl ödenecek?Bir çocuk daha gelirse daha büyük eve nasıl geçilecek?Kreş parası nasıl karşılanacak?Mama, bez, giyim, sağlık ve eğitim giderleri nasıl ödenecek?Anne işe devam edebilecek mi?Bakıcı gerekiyorsa bunun maliyetini kim karşılayacak?İkinci çocuk geldiğinde bugünkü gelir yeterli olacak mı?İşte mesele burada düğümleniyor.Çocuk sahibi olmak elbette öncelikle sevgiyle, aileyle ve insanın geleceğe bıraktığı en kıymetli mirasla ilgilidir.Ancak günümüz şartlarında aynı zamanda ciddi bir ekonomik karar haline gelmiştir.İnsanlar yalnızca “Çocuk istiyor muyum?” diye düşünmüyor.Birçoğu artık şu soruyu soruyor:“İstediğim çocuğa hak ettiği hayatı verebilir miyim?”İşte doğurganlığın düşüşünü anlamak için önce bu korkuyu anlamamız gerekiyor.

BİR AİLEYİ 1 1 HAYATA SIĞDIRMAK

Nüfus meselesini konuşurken çoğu zaman gözden kaçırdığımız önemli bir konu daha var:Konut.Son yıllarda özellikle büyük şehirlerde hayat giderek küçülen metrekarelere sıkışıyor.1 1 daireler çoğalıyor.Elbette yalnız yaşayanlar, öğrenciler veya küçük konuta ihtiyaç duyan insanlar için bu evlerin bir karşılığı vardır.Sorun 1 1 evlerin yapılması değildir.Asıl sorun, genç ailelerin ihtiyaç duyduğu 2 1 ve 3 1 evlerin ekonomik olarak ulaşılmaz hale gelmesidir.Bir taraftan gençlere,“Evlenin, aile kurun, çocuk sahibi olun.”diyeceğiz.Öte taraftan onlara ekonomik olarak ulaşabilecekleri yaşam biçimi olarak bir salon ve bir........

© Günışığı Gazetesi