Taşlara Kazınan Hafıza: Yas, İnkâr ve Çekilen Çileler
'' Boşaltılan köy yollarında geride bırakılan çocukluklar, sürgün yollarında yitirilen hayatlar, fırtınalı yılların ardından Taşlara Kazınan Hafıza: Yas, İnkâr ve Çekilen Kürt coğrafyası, acının, inkârın ve yası tutulamamış kayıpların dilini en ağır biçimde öğrenmiş bir coğrafyadır.
Bu topraklarda çekilen çileler; yalnızca kitabi analizlerin, siyasal stratejilerin ya da ideolojik manifestoların birer dipole dipnotu değildir. O çileler; anadili kapı eşiklerinde, okul sıralarında, mahkeme salonlarında ve cezaevi görüşlerinde boğazına düğümlenen çocukların sessiz çığlığıdır.
Anadilinin yasaklandığı, varlığının yok sayıldığı, isminin bile haritadan silinmek istendiği onlarca yıl boyunca Kürt halkı, yalnızca fiziksel bir baskıyla değil, varoluşsal bir imha politikasıyla sınandı. Bir annenin evladına kendi dilinde ninni söyleyemediği, ağıt yakarken bile çekindiği, evlatlarının mezar taşlarına kendi dillerinde isim yazamadığı bir tarihsel bagajdan bahsediyoruz.
Boşaltılan köy yollarında geride bırakılan çocukluklar, sürgün yollarında yitirilen hayatlar, fırtınalı yılların ardından hep yarım kalan hikâyeler… Bu coğrafyada doğan her çocuk, bu ağır hafızanın mirasıyla gözlerini açtı. Dolayısıyla Kürt sorunu, ideolojik masalarda soyut kavramlarla tartışılacak bir siyasal denklem değil; bizzat insan ruhuna, bedenine ve geleceğine kazınmış canlı bir yaradır.
Siyasi Vesayetlerin ve Dogmaların Ötesinde Bir Ulusal İrade
Tarihsel tecrübeler göstermiştir ki; bir........
