Ekrem Abê için gecikmiş bir veda yazısı
Bahar geldi fakat Ekrem Abê gitti. Vefat haberini aldığımda İstanbul'daydım. Cenazesine katılamadım. Gazeteci oğlu Serdar'ı aradım. Yazdıkları size emanettir, dedim. Kim bilir belki bir gün kitaplarıyla aramıza geri döner Ekrem Sunar.
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti'nin idare odasına, bir meseleyi halletmek üzere, hışımla girmiştim. İdare odası dediysem gösterişli bir yer gelmesin aklınıza. Tam tersine, gösterişten uzak, küçük bir odadan söz ediyorum. Daracık odayı üstü dosyalarla, kitaplarla dolu bir masa, sehpa ve bir iki dolap doldurmuştu. Sehpanın iki yanında da misafirler için iki koltuk vardı. Hâlâ öyle midir oda, bilmiyorum. Masanın arkasında yaşlı bir adam oturuyordu. Kim bilir, belki masadaki kalabalıktan belki de oturduğu geniş ve nedense bana ağırmış gibi gelen koltuktan dolayı boyu küçük, zayıf, yaşlı bir adam... 'Meselem' bu adamlaydı. "Hele önce otur, bir çayımızı iç kardaşım" demişti. Nice insanlar görmüş, nice olaylara tanıklık etmiş kadar sakindi sesi. Buyuran değil, ikna ediciydi. Oturmuştum. Beni yazılarımdan tanıdığını söylemişti. Bu iltifatı beklemiyordum. Esas konuyu geçiştirmek için uyduruyor muydu acaba? Uydurmadığını birkaç yazımın içeriğinden söz ederek gösterdi. Siyasi ortamla ilgili yorumları, Diyarbakır'da gazeteci olmakla ilgili fikirleri... Derken, muhabbet de çaylar kadar koyulaştı. Mesele ettiğim konu mu? Hiç önemli değildi ve hemen çözülecekti. Çözdü de. Gazeteci Ekrem Sunar'la tanışmam böyle oldu. Sene 2011 olmalı. Diyarbakır'a yerleştiğim ve henüz çok az insan tanıdığım zamanlar. Ekrem Bey'in, kısa sürede Ekrem Abê olduğu yıl da denilebilir. * Ekrem Abê ilk tanıştığımızda Cemiyet'in yönetim kurulundaydı. Emekliydi ve vaktinin önemli kısmını Cemiyet'te geçiriyordu. O küçük odada haber okuyor, haber yazıyor, gelip gidenlerle ilgileniyordu. Ve yine bu odada yeni kitaplar yazıyordu. Gazetecilik mesleği iliklerine kadar işlemişti. Mesleğini özümsemiş, içselleştirmiş, hayatının ayrılmaz bir parçası kılmıştı. İlerlemiş yaşına rağmen düzenli olarak haberleri takip ediyordu. Bu arada kitaplar yazıyordu. Bana da okuttuğu (ve maalesef yayımlanmayan) bir iki dosya, gazetecilik hatıralarını konu........
