menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enkaz altındaki ses: BURADAYIM

5 0
06.02.2026

Ne ağlıyordu, ne de bağırıyordu. Sanki uslu durursa kurtulacağını öğrenmiş gibiydi. Tozun, karanlığın ve soğuğun içinde bekliyordu.

Sonra ses kesildi.

O an sadece bir çocuk ölmedi.

O an, bu ülkenin ‘hazırlıklıyız’ yalanı da sustu.

6 Şubat sabahı Maraş’ta yer sallanırken, insanlar aslında evlerinden değil, güvendiklerinden oldu. Duvarlar değil, inançlar yıkıldı. Kimse depremin olacağını inkâr etmiyordu. Ama kimse bu kadar çok binanın, bu kadar kolay çökeceğini kabul etmek istemiyordu. Çünkü kabul etmek; sorumluluk almak demekti. Ve sorumluluk, yıllardır ertelenmişti. Deprem doğaldı. Deprem bu toprakların gerçeğiydi.

Bunu hep biliyorduk. Ama bilmekle yüzleşmek arasında, acı bir uçurum varmış. Ölüm bu kadar ‘yaygın’ olmak zorunda değildi. Yan yana duran iki binadan biri ayakta kaldı, diğeri mezara dönüştü. Bu, toprağın değil, insanın tercihiydi.Depremler yalnızca şehirleri değil, bir ülkenin hafızasını da yerle bir etti. En iyi bildiğimiz sloganlardan biri de ’deprem değil, ihmal öldürür’ sözü.

Doğru, deprem öldürmez.

Çürük binalar, denetimsizlik, rant, vurdumduymazlık öldürür. Bunu her büyük afetten sonra söylüyoruz. Söylüyoruz ama sonra unutuyoruz. Sessizlik, enkazdan daha........

© Güneydoğu Ekspres