menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

RAMAZAN’DA AÇ KALAN MİDE Mİ, VİCDAN MI?

19 0
23.02.2026

Ezan okunuyor. Aynı şehirde, aynı dakikada iki ayrı sofra kuruluyor.Bir masada hurmadan önce telefonlar hazırlanıyor; fotoğraflar çekilecek, paylaşımlar yapılacak. Masada kuş sütü eksik. Çorbalar, kebaplar, tatlılar, şerbetler… Uzayıp giden protokol masaları, ışıl ışıl salonlar, özenle hazırlanmış organizasyonlar…

Diğer masada ise sessizlik var. Tencerede tek çeşit yemek. Belki sadece çorba. Belki makarna. Belki de kuru ekmek ve su.

Ramazan; rahmet ayıdır deriz. Paylaşma ayıdır deriz. Açın halini anlamaktır deriz. Oruç; nefsin terbiyesidir, sabrın imtihanıdır, merhametin yeniden dirilişidir deriz.

Ama bir soru içimizi kemiriyor:Bu ülkede zaten milyonlar açlık sınırında yaşarken, kim kimi anlamaya çalışıyor?

Türkiye’de asgari ücret 28 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Açlık sınırı bu rakamların üzerinde, yoksulluk sınırı ise çok daha yukarıda. Kiralar bir maaşı tek başına yutuyor. Elektrik, su, doğalgaz faturaları mutfağa ortak oluyor. Pazara çıkan insan artık ‘Ne pişirsem?’ diye değil, ‘Hangisinden vazgeçsem?’ diye düşünüyor.

Geçen gün pazardaydım. Baştan sona dolaşan insanlar gördüm. Aynı ürünü üç tezgahta soranlar… Akşam ucuzlar mı diye bekleyenler… Çürük kasasına bakanlar… Bir iki eksikle eve dönenler…

Bir kadın eşine, ‘Buna paramız yetmez’ dedi.

Bir anne kızına, ‘Haftaya alırız’ diye fısıldadı.

Bir adam fırının önünde sessizce, ‘Ekmek alacak param yok’ dedi.

O sırada sosyal medyada başka görüntüler akıyordu.Uzun masalar. Protokol iftarları. Belediye organizasyonları.

Davetler, programlar, paylaşımlar…Valiler, bürokratlar, siyasiler…

Altına yazılan cümleler hazırdı:........

© Güneydoğu Ekspres