menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SOYDAN AKAY’IN YAZISI BİZE NEYİ GÖSTERDİ?

7 0
06.08.2026

Bazı yazılar yayımlandıkları andan itibaren yalnızca okunmaz; tartışılır, itiraz edilir, savunulur, sahiplenilir ya da reddedilir. Fakat bütün bunların ötesinde başka bir işlev daha görürler. İçinde bulunduğumuz siyasal ve toplumsal iklimi görünür kılarlar. Soydan Akay’ın Yeni Özgür Politika’da yayımlanan “Kürt Siyaseti İkili Gerilim Yaşıyor” başlıklı yazısı da böylesi yazılardan biri oldu.

Bu nedenle yazının kendisini değerlendirmeden önce şu soruyu sormak gerekir: Gerçekten tartışılan Soydan Akay’ın yazısı mıydı? Yoksa o yazının görünür hâle getirdiği gerçekler miydi? Çünkü kimi zaman bir yazı, yeni bir tartışma başlatmaz, uzun zamandır üzeri örtülen bir tartışmayı görünür kılar. Asıl rahatsızlık da çoğu zaman burada başlar.

Yazının bütünü dikkatle incelendiğinde ilk söylenmesi gereken şudur: Sorun yazılanların yanlış olması değildir. Tam tersine, sorun yazının işaret ettiği gerçeklerin henüz bütün yönleriyle ortaya konulamamış olmasıdır. Soydan Akay önemli bir kapıyı aralamıştır, ancak o kapının ardında duran gerçeklik çok daha kapsamlı bir incelemeyi gerekli kılmaktadır. Bu nedenle eksik olan hakikatin kendisi değil, hakikatin tamamına yürüyebilecek cesarettir.

Belki de bu yüzden yazıya verilen tepkiler, yazının kendisinden daha fazla üzerinde durmayı hak ediyor. Çünkü bir düşüncenin değeri yalnızca kendi içinde taşıdığı doğrularla ölçülmez, ortaya çıkardığı toplumsal ve siyasal reflekslerle de ölçülür. Eğer bir yazı bu kadar farklı tepkiyi aynı anda açığa çıkarıyorsa, durup düşünmek gerekir. İnsanlar gerçekten yazıya mı itiraz ettiler, yoksa yazının kendilerine gösterdiği aynaya mı?

İşte tam da burada yeni bir soruyla karşı karşıya kalıyoruz. Demokrasi dediğimiz şey nedir? Sadece farklı düşünceleri dile getirebilmek midir? Yoksa farklı düşünceler dile getirildiğinde onları dinleyebilme olgunluğunu gösterebilmek midir? Özgürlük yalnızca konuşabilmek midir? Yoksa insanın kendi doğrularını da sorgulayabilecek cesareti gösterebilmesi midir? Eğer ikinci sorulara olumlu cevap veremiyorsak, kullandığımız kavramları yeniden düşünmek zorundayız.

Yıllardır demokrasi, özgürlük, çoğulculuk ve birlikte yaşam üzerine konuşuyoruz. Bunlar elbette küçümsenecek değerler değildir. Ancak bu değerlerin gerçek karşılığı, en çok eleştirel sorgulama karşısında ortaya çıkar. Çünkü eleştirel sorgulama, yalnızca bir düşünceye itiraz etmek değildir, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin de aynasıdır. Kendisine yöneltilen eleştiriyi peşinen reddeden bir anlayış, farkında olmadan kendi gelişim imkânını da reddetmiş olur. Oysa gelişim, insanın haklı olduğu yerde değil, eksik kaldığı yeri görebildiği anda başlar.

Bugün asıl üzerinde durmamız gereken nokta da budur. Soydan Akay’ın yazısı bize ne söyledi sorusundan önce, bize neyi gösterdi sorusunu sormak zorundayız. Çünkü gösterilen şeyi göremeyen bir göz, söyleneni de doğru okuyamaz. Belki de tartışmanın bütün ağırlığı tam burada düğümlenmektedir.

Sorgulama ve İnceleme İle Kurulan İlişki Demokratik Siyasetin Aynasıdır

Bir yazı neden bu kadar tartışılır? Bu sorunun cevabı yalnızca yazının içinde aranamaz. Çünkü bazen tartışmayı büyüten şey yazının kendisi değil, yazının dokunduğu zihniyettir. Eğer öyle olmasaydı, aynı yazı bu kadar farklı tepkiyi nasıl ortaya çıkarabilirdi? Demek ki mesele yalnızca Soydan Akay’ın ne yazdığı........

© Güneydoğu Ekspres