menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

PSİKOLOJİNİN KAÇIRDIĞI SORU

17 0
30.07.2026

İnsan, var olduğu günden beri kendisini anlamaya çalışıyor. Önce doğaya baktı, sonra gökyüzüne, en sonunda da kendi zihnine yöneldi.

Din insanı kendi diliyle anlamaya çalıştı, felsefe başka bir kapı açtı, modern psikoloji ise zihni ve davranışları bilimsel yöntemlerle incelemeyi seçti. Bugün psikoloji, insanın duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını anlamada önemli bir bilgi birikimine sahip. Buna rağmen insanın temel çatışmaları ortadan kalkmış değil. Kaygı, korku, öfke, yalnızlık, kıskançlık, mutsuzluk ve bitmeyen arayış bütün ağırlığıyla devam ediyor.

Bu durum ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Acaba psikoloji yanlış cevaplar mı veriyor, yoksa henüz en temel soruyu mu sormadı?

Benim üzerinde durmak istediğim nokta tam da budur. Psikolojinin ulaştığı bilgileri yok saymak değil, onları daha temel bir soruyla yeniden düşünmektir. Çünkü bazen bir bilimin gelişmesini sağlayan şey yeni cevaplar değil, daha önce hiç sorulmamış bir sorudur.

Psikolojik Hafızanın Sessiz Egemenliği

Hafızayı doğru okumak gerekir. Çünkü hafıza tek bir yapı değildir. Yaşamı mümkün kılan olgusal hafıza ile insanın psikolojik yükünü taşıyan hafıza aynı şey değildir. Olgusal hafıza öğrenmeyi, üretmeyi ve yaşamı sürdürmeyi sağlar, bunda herhangi bir sorun yoktur. Sorun, hafızanın psikolojik alanda benliği oluşturmaya başlamasıyla ortaya çıkar. İnsan kendisini yaşadığı deneyimler, biriktirdiği anılar, aldığı övgüler, taşıdığı kırgınlıklar ve geçmişi üzerinden tanımladığında, benlik dediğimiz psikolojik yapı oluşur. İşte benlik, yaşamdaki doğal farklılıkları olduğu gibi göremez, onları kendisi için bir karşıtlığa dönüştürür. Çatışmanın kaynağı da tam burada yatar. Çünkü çatışmayı üreten farklılık değil, benliğin farklılığı psikolojik karşıtlığa çeviren hareketidir. Belki de psikolojinin bütün dikkatini yöneltmesi gereken yer, tam da bu hareketin kendisidir.

Psikoloji zihinsel süreçleri inceler. Bu doğrudur. Fakat burada durup şu soruyu sormamız gerekir: İncelediğimiz zihin gerçekten doğal işleyişindeki zihin midir, yoksa yönünü çoktan değiştirmiş bir zihin mi? Bu sorunun cevabı sanıldığından daha önemlidir.

Önce hafızaya bakalım. Hafıza olmadan yaşam mümkün değildir. Konuşmayı öğrenmek, yürümek, yazı yazmak, bir müzik aleti çalmak, araba kullanmak, bir ev inşa etmek ya da bir meslek edinmek........

© Güneydoğu Ekspres