Yeniden başlamanın cesareti
“Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” der eskiler. Soğuğun inadıyla baharın sabrını aynı cümlede buluşturan bir atasözü… Oysa bugün kapıdan baktıran yalnızca ayaz değil; geçim sıkıntısı, adalet arayışı, yarına dair tedirginlik. Kış, bu yıl biraz uzun sürdü sanki; sadece havada değil, yaşamların içinde de.
Mart ayının huyu değişmez. Toprağın altında gizli bir hazırlık vardır. Görünmeyen bir devinim, sabırlı bir filizlenme… İnsan da biraz toprak değil midir? Üstü ne kadar sertleşirse sertleşsin, içinde bir yerlerde yeşermeye hazır bir umut taşır. Pazar sabahının sessizliğinde de o umut dolaşır; çayın buharında, pencereye vuran solgun güneşte, sokaktan geçen simitçinin sesinde.
Belki mart gerçekten kapıdan baktırır; ama aynı zamanda kapıyı aralamanın cesaretini de öğretir. Soğuk günler elbet direncimizi sınar, fakat bahar dediğimiz şey aydan ve mevsimden çokça yüreğin kararıdır. Eğer birbirimize omuz verirsek, eğer umudu bireysel bir teselli olmaktan çıkarıp ortak bir karara dönüştürebilirsek, işte o zaman mart yalnızca ayazı değil, başlangıcı da getirir.
Bu pazar, kapıyı kapatıp üşümek yerine, aralayıp içeri biraz........
