Selahattin Demirtaş
Politika dışı siyasetçi…
Selahattin Demirtaş’ın son kitabı Jamal’ı okudum…
Beğendim…
Ve ondan ne kadar ayrı kaldığımızı, kızlarını, eşini, sevdiklerini, duyamadığım sesini düşündüm. Onu tanıdığım günden itibaren farklı bir siyasi portreydi.
O, siyaseti bir kariyer değil, ağır bir emanet gibi taşıyan, niye siyaset yaptığını bilen, her adımının hesabını vicdanına verendi. Günlük polemiklerin ucuz gürültüsüne kapılmayan, sesi az, sözü derindi. İçinde kompleks değil, eşitlik duygusu taşıyordu. Bir cenazede safta durup, acıya ortak olmayı da; bir düğünde halayın halkasına eklenmeyi de. Durduğu safla, tuttuğu elin yüzünde topluma karışmış bir insanın sıcaklığı vardı. Onu farklı kılan, makamdan önce insanı gören bir iç sükûnettir, siyasetle değil, hayatla kurduğu bağdı.
Hiçbir siyasetçinin pek cesaret etmediği bir kapıyı aralar o: sanatın diriltici nefesini siyasetin kalbine taşır. Çünkü bilir ki toplum yalnızca ekonomik söz vermekle değil, duygusuyla, kültürel belleği ile ayağa kalkar. Okur, yazar, düşünür; sözünün gücü tartıya vurulurken arkasında her zaman........
