Kurtuluşun Adı: 30 Ağustos!
Tarihte bu hafta sıra geldi kurtuluşa… Sakarya'da düşman durdurulmuştu; ama Yunan ordusu hâlâ Anadolu'nun göbeğinde, Afyon-Eskişehir hattında mevzilenmiş, oturuyordu. Düşmanı artık bu topraklarından tamamen kovmak gerekiyordu. 30 Ağustos, Sakarya'da aralanan bağımsızlık kapısından nasıl geçildiğinin destanıdır, bu milletin bağımsızlık destanı… Ve bizim bağımsızlık mücadelemiz, kadınıyla erkeğiyle topyekûn bir milletin mücadelesiydi; kurtuluş aynı zamanda kadınların da kurtuluşu demekti.
Sakarya zaferinin ardından Türk ordusu, taarruz gücüne erişebilmek için yaklaşık on buçuk ayını hazırlıkla geçirdi. Bu süre boyunca ordu yeniden donatıldı, asker sayısı artırıldı, cephane biriktirildi ve bütün bunlar, büyük bir gizlilik içinde yapıldı. Cephanenin önemli bir kısmı; çoğu erkeği cephede olduğu için kağnısını bizzat süren Anadolu kadınlarının eliyle cepheye taşınıyordu.
Düşmanı ve dünyayı yanıltmak için taarruzun zamanı ve yeri son ana dek saklandı; birlikler geceleri, sessizce mevzilerine kaydırıldı. Başkomutan, sabırla o "an"ı bekledi. Çünkü biliyordu ki bu taarruz, bir daha tekrarlanamayacak tek bir şanstı; başarısız olursa, geriye dönüş yoktu. O an, 26 Ağustos 1922 sabahı geldi. Saat 05.30'da, Afyonkarahisar'ın güneyindeki Kocatepe'den açılan topçu ateşiyle Büyük Taarruz başladı. Başkomutan Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) ve Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Paşalarla birlikte, muharebeyi bizzat Kocatepe'den yönetiyordu. İlk gün Yunan cephesine girildi; 26-27 Ağustos'ta Afyon düşmandan geri alındı. Topçunun ezici ateşi, piyadenin hücumu ve süvari birliklerinin düşmanın gerisine sarkıp geri........
