menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsimden yurttaşlığa: Soyadı Kanunu

41 0
28.06.2026

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan en büyük toplumsal ve idari karmaşalardan biri, şüphesiz kişilerin kimlik tespitiydi. İnsanlar doğdukları yerle, fiziksel özellikleriyle, baba adlarıyla ya da aile lakaplarıyla anılıyordu: "Konyalı Mehmet", "Topal Hasan", "Hacıağaların Ali"... Bu durum yalnızca asker alma veya tapu işlemlerinde devletin işleyişini kilitlemekle kalmıyor, aynı zamanda modern ve eşitlikçi bir toplum yaratma idealinin önünde büyük bir engel oluşturuyordu. Cumhuriyet, tebaadan yurttaş yaratma projesiydi ve yurttaşın devlet karşısında eşit, tanımlı ve saygın bir kimliğe sahip olması gerekiyordu.

EŞİTLİKÇİ TOPLUMUN HUKUKİ TEMELİ

21 Haziran 1934’te TBMM’de kabul edilen 2525 sayılı Soyadı Kanunu, işte bu sancılı arayışın devrim niteliğindeki sonucudur. Kanunun hazırlık süreci oldukça titiz yürütülmüş, meclis kürsüsünde hararetli tartışmalar yaşanmıştır. Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, kanunun gerekçesini açıklarken meselenin özünü şu sözlerle özetliyordu: "Her medeni insanın onu diğerlerinden ayıran bir soyadı olmalıdır."

Kanun, rütbe, memuriyet, aşiret ve yabancı ırk isimlerinin soyadı olarak alınmasını kesin bir dille yasakladı. Bu, sadece bir kayıt sistemi düzenlemesi değil; ağalık, beylik, efendilik gibi sınıfsal veya ayrıcalıklı unvanların günlük hayattan sökülüp atılmasıydı. Nitekim bu kanundan birkaç ay sonra çıkarılacak başka bir kanunla "Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey,........

© Gazete Pencere