menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Arılardan Primatlara: Hayvanlar gerçekten sayabiliyor mu?

51 0
03.05.2026

Bir süre önceki bir yazıda, okyanustaki tek hücreli ilk organizmaların bile kimyasal tanıma (chemical reception) yoluyla besinlerin bol olduğu bölgeye yöneldiğini, yüksek asitli sulardan uzaklaştığını anlatmıştık. Yine başka bir yazıda, bitki köklerinin toprak altında suyun daha yoğun olduğu bölgelere yönelebildiğinden (hidrotropizma) söz etmiştik. Bunlar bilinçli birer nicelik değerlendirme eylemi olmasa da, en basitinden en karmaşığına pek çok canlı türünün bilinçli ya da kimyasal temelli olarak az/çok değerlendirmesi yapabildiğini gösteriyor.

Bu yeteneğin şekillenmesinde evrim merkezi bir rol oynar. Tüm canlıların en temel iki güdüsü, besine yaklaşmak ve tehlikeden uzaklaşmaktır; doğaldır ki bu iki durumda da, besinin ya da tehlikenin niceliğini daha iyi değerlendirebilen bireyler avantajlıdır. Bir leylek, dere kıyısında birbirine yakın iki noktadan, yüzeyde daha fazla solucan bulunanı tercih eder her zaman. Annesinden ayrı düşmüş yavru bir Afrika antilopu, katılabileceği iki antilop sürüsü arasında seçimini her zaman daha kalabalık olandan yana yapar.

[20 bireylik bir sürüde yırtıcıya yem olma olasılığı 1/20 iken, 100 bireyli bir sürüde bu oran 1/100’dür. Ayrıca sürü büyüdükçe yırtıcıların saldırma olasılığı da azalır. Doğal olarak, yavru bir antilop bunu bilmez, o yalnızca içgüdülerine kodlanmış olan “daha kalabalık olana karış” komutuna uyar.]

Kuşkusuz bu türden bir azlık/çokluk değerlendirmesi, “sayı sayma” olarak düşünülemez; ancak bu yetinin daha gelişmiş biçimleri de var. Pek çok memeli ve kuş türü, hatta arılar belirli bir noktaya kadar “sayabiliyorlar”. Çoğu durumda bunun evrimsel kökeni, yavru takibi ile bağlantılı görünüyor.

Yeni doğum yapmış kedi ve köpekler, yavrularından birinin eksildiğini çoğu zaman hızla fark eder. Yavru sayısı azsa (örneğin beşe kadar), bu farkındalık neredeyse kesindir; ancak sayı arttıkça, sekiz yavru gibi daha kalabalık durumlarda örneğin, tek bir yavrunun yokluğu gözlerinden daha kolay kaçabilir. Benzer bir durum kuşlarda da gözlenir: Pek çok kuş türü yumurtalarının sayısını adeta “bilir” ve yuvada bir eksilme olduğunda bunu fark eder; ancak yumurta sayısı arttıkça bu hassasiyetin azalabildiği görülür. Hatta bazı kuş türleri, yuvalarındaki yumurta sayısının arttığını fark ederek "parazit" yumurtaları ayırt edebilir.

Hayvanlar genellikle iki farklı sistemi kullanarak "sayarlar": büyük kümeleri kıyaslamak için Yaklaşık Sayı Sistemi (Approximate Number System-ANS) ve küçük miktarları tek tek belirlemek için Nesne İzleme Sistemi (Object Tracking System-OTS).

Arılar, görsel dünyayı anlamlandırmada şaşırtıcı bir matematiksel kapasiteye sahiptir. Yapılan deneylerde, arıların "sıfır" kavramını (boş bir kümenin, bir nesne içeren kümeden daha az olduğunu) kavrayabildikleri ve sembolleri miktarlarla eşleştirebildikleri görülmüştür. Ayrıca, bir hedefe ulaşmak için yolda kaç tane işaret geçtiklerini sayabilirler.

Kargalar 1’den 4’e kadar olan sayılara........

© Gazete Pencere