menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayat kısaysa, vedalar da güzeldir: 45. İstanbul Film Festivali’ne hüzünlü bir açılış

52 0
09.04.2026

45. İstanbul Film Festivali başladı. Belki de uzun zamandır hiç olmadığı kadar böyle bir festivale ihtiyacımız vardı. Çünkü dünya kötü bir yere gidiyor; gündem ağır, hayat yorucu, gerçeklik ise tahammül sınırlarımızı zorluyor. Böyle zamanlarda insanın nefes alabildiği tek yer bazen bir sinema salonunun karanlığı oluyor. Filmlerin içinde kaybolmak, başka hayatların içine sığınmak, birkaç saatliğine de olsa dünyanın yükünü omuzlarından indirmek… Bundan daha iyi bir kaçış olabilir mi?

Festivalin açılışındaki kalabalığa bakınca bir kez daha anlaşılıyor ki İstanbul Film Festivali hepimizin hayatında özel bir yerde duruyor. Kimimizin gençliğinde, kimimizin ilk yalnız sinema deneyiminde, kimimizin aşklar ve dostluklar arasında… Tam 45 yıldır varlığını sürdüren bu festivalin hâlâ aynı heyecanı yaratabiliyor olması başlı başına kültürel bir miras. Geçmişten bugüne taşınan, şehrin hafızasına işlemiş çok kıymetli bir gelenek.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) 9–19 Nisan tarihleri arasında düzenlediği 45. İstanbul Film Festivali, bu yıl da açılışını Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda yaparak sinemaseverleri aynı çatı altında buluşturdu. Ve festival, açılış filmi tercihiyle tonunu ilk andan belirledi: Bu yılın başlangıcı neşeli değil, duygusal; hafif değil, ağırbaşlı bir yerden geliyor.

Festivalin açılış filmi olarak seçilen Isabel Coixet imzalı “Üç Veda (Three Goodbyes)”, zamanlamasıyla tam yerine oturan bir film. Çünkü elimizden kayıp giden ama tutmaya devam ettiğimiz bu hayatın içinde, hepimizin tam da böyle bir hikâyeye ihtiyacı vardı: kırılgan, duygusal, hayatın tam kalbinden konuşan bir hikâyeye.

Coixet, zaten duygusal yoğunluğu yüksek filmleriyle tanınan bir yönetmen. Ancak Üç Veda, yalnızca duygusal değil; aynı zamanda sert bir hatırlatma. Dünyanın biricik olduğunu, zamanın sınırlı olduğunu ve hayatın sandığımız kadar uzun olmadığını yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Yönetmenin insanı........

© Gazete Pencere