menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir yılı uğurlarken, yeni yılı sinema ve kitapla karşılayalım!

29 0
04.01.2026

Kendi hayatımızın senaristi biziz; kelimeleri biz seçiyoruz, sahneleri biz kuruyoruz. Elbette elimizde olmayan durumlar var; bazı şeyler biz istemesek de oluyor. Ama onları değiştirmeye kimsenin gücü yetmezken, onlarla nasıl yaşayacağımıza karar vermek hâlâ bizim elimizde, değil mi? 2026’dan öncelikle sağlık diliyorum; gerisi bir şekilde yolunu bulur. Ben kendi adıma yeni yıla yeni kararlarla girdim. Bana en iyi gelecek şeyin, ruhu besleyen kültür-sanat durakları olduğuna karar verdim. Çünkü bazen bir film, bazen bir kitap insanın içini toparlamaya yetiyor. O yüzden bugün sizlere, alıştığınız gibi bir röportaj sunmak yerine, 2026’nın başında iki küçük ama kıymetli öneriyle geldim. Sinema ve kitapla başlayalım; söze, hayale ve iyi hissetmeye açılan bu iki kapıyla… Ne dersiniz?

Herkese sağlıkla, mutlulukla ve huzurla akan bir yıl dilerim. Yeni gelen yılda kalbiniz hafif, yolunuz açık olsun. Mutlu yıllar ve iyi pazarlar.

İki kafadardan gelen içten bir komedi ve sinema dili:

Giray Altınok & Kerem Özdoğan

Bu ikiliyi, emin adımlarla başarıya giden yolculuklarını takdirle takip ediyorum. Benim kendilerini ilk fark etmem, ‘Var Bunlar’ dizisiyle oldu; yanılmıyorsam 2022 yılıydı. Diziyi beIN CONNECT dijital platformunda tesadüfen gördüm, izledim ve çok beğendim. Bu ikili, açık ara son yılların en başarılı kalemleri ve kendi projelerinin iyi oyuncuları: Giray Altınok ve Kerem Özdoğan. Çok bizden, samimi ve kafaları başka türlü çalışıyor. Kafaları başka türlü çalışırken de sıcacık, bize yakın, özgün ama evrensel bir hikâye çıkarmayı her projelerinde başarıyorlar. Son yıllarda herkeste görebileceğimiz yaratıcı özellikler değil bunlar…

‘Var Bunlar’ ile başlayan, ‘Prens’ ile isimlerini altın harflerle en tepeye yazdıran, ardından ‘Başka Bir Sen’ sinema filmiyle yine alkışımızı alan ikilinin yeni filmlerini heyecanla bekliyordum. Yeni yılın ilk günü yapılabilecek en iyi aktivite sinemaya gitmek oldu ve vizyona girdiği gün, ilk seansında Kerem Özdoğan ve Giray Altınok’un senaryosunu yazdığı ve oynadığı ‘D.I.S.C.O.’ filmini izledim. Ohh be, diyorum; kendim için en iyi şeyi yaptım çünkü yeni yılın ilk gününde çok eğlendiğim, güldüğüm şahane bir film izledim. Komedi filmi izlerken aksiyona doydum; üstelik de kaliteli bir durum komikliğinin içine düştüm. İlla Türk komedisi belden aşağı, tabir yerindeyse sulu zırtlak olmak zorunda değil. Bayağı kaliteli, şahane, içinde casusluk hikâyesinin olduğu bir aksiyon-komedi filmi izledim. Bu filmdeki aksiyon, alıştığımız tür kalıplarını bozuyor. Aksiyon, yalnızca “olsun diye” eklenmiş sahnelerden oluşmuyor; tam tersine, hareketin ve gürültünün olmadığı anlarda bile güçlü bir gerilim kurabiliyor. Film, aksiyon denince akla gelen patlama ve çatışmalara ihtiyaç duymadan da temponun düşmeyeceğini gösteriyor ve böylece bilinen aksiyon anlayışını yeniden düşündürüyor.

“İyi ki bu filmi izledim” diyeceksiniz!

Hikaye, ‘D.I.S.C.O.’ istihbarat teşkilatında çalışan ancak daha önce hiç saha........

© Gazete Pencere