Ayıplı iktidar
Pazarda günün sonunda tezgâhların kenarına itilen o kasaları bilirsiniz… Ezik domates, berelenmiş elma, yumuşamış mandalina… Eskiden “ayıplanırdı” bunlara el uzatmak. Artık ayıp olan başka: Bu ülkede insanlar akşam karanlığında pazarın artığına göz dikiyorsa, bunun adı yoksulluğun giderek derinleşmesidir. Ayıp olan budur.
Ve bu ayıbın faili de “hava şartları”, “dış güçler”, “fırsatçılar” filan değil, yönetme sorumluluğunu taşıyan iktidardır.
Kimse “piyasa böyle” diye akıl vermesin. Piyasa dediğiniz şey, kurallarını devletin koyduğu, denetimini devletin yaptığı, vergisini devletin aldığı, parasını devletin yönettiği bir düzendir. Eğer bu düzende, vatandaş pazarda “çürük çarık” toplamaya mahkûm oluyorsa, ortada bireysel bir talihsizlik değil, siyasi bir tercih vardır. Yoksulluğu kader gibi anlatanlar, o kaderi bizzat yazanlardır.
Sokağın dili artık tek kelime: “Yetmiyor.”
“Elmayı taneyle alıyorum.”
“Eti en son geçen Kurban’da yedim”
“Peynir, zeytin, yumurta… Hepsi lüks oldu.”
Bu cümleleri muhalefet uydurmuyor. Pazar yerinde, kasap önünde, market kasasında kuruluyor bu cümleler. Ve vatandaşın erişmeye çalıştığı gıdalar her geçen gün daha pahalanıyor, daha uzaklaşıyor. Gıda fiyatlarının Ocak 2026’da %6.59 arttığını........
