menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Muhundulu Hüseyin yıllar sonra Özgür Özel'in karşısına mı dikildi? Haini olmayan memleketin yurtseverini nasıl ayırt edeceğiz?

14 0
previous day

Daha önce de yazdım buraya; icraatı olmayanın çenesine vurur. Ununu elemiş, eleğini asmışlar ancak anılarını anlatır. Yeter ki dinleyecek biri olsun... Henüz kendime yakıştıramasam da galiba ben de o noktaya geliyorum. Çünkü oturduğum masalarda birisi ağzını açmaya görsün, hemen bir anı patlatıyorum. Masadakiler önce ilgiyle dinliyor gibi yapsalar da bir süre sonra "bu zulüm bitse de gitsek" der gibi kıvranmaya başlıyorlar. Sinyali alıyorum ama almazdan geliyorum çoğu zaman. Birileri "bu sohbete doyum olmaz ama kalkmam lazım" yalanını söyleyinceye kadar...

Bak yine aynı şey oldu. CHP'de olan bitene bakınca hafızam beni 16 yıl öncesine götürdü.. Sırrı Süreyya Önder'in 15 Kasım 2010'da Radikal gazetesinde yayınlanan yazısına... Kurban bayramının hemen öncesinde yayınlanan o yazının bir bölümü şöyleydi:

"....Siz bilir misiniz, Dersim’de ateş su ile söndürülmez. Suyun da bir canı olduğu ve ateşe dökülünce canının yanacağı düşünülür. İşte suyun bile canına hak, hatır gözeten bu coğrafya baştan sona, kurduyla, kuşuyla ateşe verildi.

Düzmece bir mahkeme ile bilmedikleri bir dilde yargılandılar. Çoğunun asılmasına karar verilen duruşma bittiğinde ‘idam tunne’ diyerek, yani idam yok sanarak birbirlerine sarılıyorlardı. O kadar Türk değildiler, o kadar Türkçeyi bilmiyorlardı... Yargılananlara iddianame ve avukat verilmemiş, Seyit Rıza’nın yaşı, asılabilsin diye 80’den 57’ye indirilmiş, oğlunun yaşı da 17’den 21’e yükseltilmiştir. Bu yaş operasyonuna tanıklık eden yalancı hain Muhundulu Hüseyin’dir ve yaşı Seyit Rıza’nın oğlundan bile küçüktür. Bu ismi aklınızda tutun...."

Yazı epey konuşuldu. O tarihlerde........

© Gazete Pencere