Ey Avrupa!
Çin’e karşı önce ek vergileri devreye sokan, ardından ‘Made in Europe’ kozunu masaya süren Avrupa Birliği, Çinli üreticileri Avrupa’da yatırım yapmaya yönlendirdi. Ancak bunu yaparken otomotivdeki en büyük ticari ortaklarından biri olan Türkiye’yi göz ardı etti. Üstelik henüz nasıl uygulanacağı, hatta yürürlüğe girip girmeyeceği bile netleşmeyen bir düzenleme üzerinden. ‘Made in Europe’ söylemi daha kağıt üzerinde şekillenirken BYD’den Chery’ye, Leapmotor’dan diğer Çinli üreticilere kadar birçok marka Avrupa’da yatırım arayışına girdi, birçoğu da yatırım için düğmeye bastı. Türkiye’ye gelebilecek olası yatırımların önü ise daha süreç başlamadan kesildi. Daha da vahimi, Türkiye’nin mevcut yatırımlarıyla birlikte ‘Made in Europe’ kapsamının dışında bırakılması bile gündeme getirildi.
FRANSA’DAN SONRA İKİNCİ
Peki Avrupa, Türkiye’yi gerçekten bu kadar kolay gözden çıkarabilir mi? Bugün Türkiye olmasa Fransız otomotiv sanayisinin büyümesi aynı hızla devam edebilir miydi, tartışılır. Renault’nun küresel başarı hikayesinde Türkiye’nin yeri ortada. Son rapora göre 2026’nın ilk yarısında 74 bin 129 adetlik satışla Türkiye, Fransa’nın ardından Renault’nun dünyadaki en büyük ikinci pazarı oldu. Peugeot ve Citroen için de aynı durum söz konusu. Renault’nun Türkiye satışları bir yılda yüzde 25,7 artarken, markanın küresel satışları %2,6 artışla 829 bin 518 adede ulaştı. Yani Türkiye sadece otomobil üreten bir ülke değil; aynı zamanda Avrupalı markaların küresel büyümesini taşıyan en önemli pazarlardan biri.
TÜRK TEDARİK SANAYİNİN ETKİSİ
Stellantis ya da eski adıyla Fiat, Türkiye’deki üretimi olmasa hafif ticari araçlarda bugüne kadar bu kadar........
